18 Haziran 2019 Salı

fransız bakalorya soruları -4

Fransa'da Bakalorya Günleri... - Server Tanilli 

SERVER TANİLLİ 
Haziran 20, 2008 - CUMHURİYET 
____________________________ 


Geçen pazartesi, Fransa'da bakalorya sınavları başladı. 
O sınavlar, âdettir,  f e l s e f e  ile başlar. 
O gün de 600.000'i aşan bir öğrenci yığını, büyük bir heyecanla 
salonları doldurdu. 
O günü, başka bakalorya günleri izleyecek... 
Az değil, 200 yıllık bir gelenek: İlk adımı, Napolyon atmış ve birçok 
reform girişimlerinden bugünlere varmış. Başladığında da, 31 erkek 
öğrenci bu sınavın tadını tatmış; kızların bu yarışmaya katılması 
ileri yıllarda gerçekleşmiş: 1861 yılındadır ki, 37 yaşındaki bir 
kadın, Julie-Victoire Daubé, "ikinci cins"te bu diplomayı elde etmenin 
onurunu tanımış. 
Bu demokratik adım genişleyerek bugünlere varılmıştır. 
Ne var ki, gelinen noktada, bakalorya üstüne büyük tartışmalar 
yoğunlaşmış Fransa'da: Daha bu yıldan başlayacak bir reform 
bekleniyor. Tartışmalar nasıl noktalanacak, ileride görülecek. 
Bu yıl, felsefede hangi sorular soruldu? 

         *   *   * 
Öğrenciler, üç büyük bölümde toplanmış ve sorular, ona göre farklı. 
- " E d e b i y a t " bölümündeki öğrencilere, biri seçilmek üzere şu 
üç soru sorulmuş: 
İlk soru şu: "İdrak eğitilebilir mi?" 
İkinci soru da şöyle: "Canlıyı bilimsel olarak tanımak mümkün mü?" 
Üçüncü soru da, Sartre'dan bir metnin açıklanması; filozofun, "İnsanın 
başarısı nereden geliyor?" konusunda ilginç tespitleri var. 
- " E k o n o m i " bölümündeki öğrencilere, yine biri seçilmek üzere, 
şu üç soru sorulmuş: 
İlk soru şu: "Acı çekmeden arzu mümkün mü?" 
İkinci soru da şöyle: "Başkasını tanımak, kendimizi tanımaktan daha 
kolay mı?" 
Üçüncü soru da, Alexis de Tocqueville'in Amerika'da Demokrasi üstüne 
eserinden alınmış bir metnin açıklanması; filozofun, "halkın 
çoğunluğuna dayanan yönetim" konusunda önemli tespitleri var. 
- " B i l i m " bölümündeki öğrencilere, biri seçilmek üzere, şu üç 
soru sorulmuş: 
İlk soru şu: "Sanat, bizim gerçeklik üstüne bilincimizi değiştirir 
mi?" 
İkinci soru da şöyle: "Bir gerçeği ortaya koymakta, ispattan başka 
araçlar da var mı?" 
Üçüncü soru da A. Schopenhauer'in İrade ve Tasavvur Olarak Dünya adlı 
eserinden alınmış bir metnin açıklanması; filozofun, "ahlak ve devlet" 
konusunda önemli tespitleri var. 
Görülüyor ki, öğrenciler bu soruları yanıtlarken, hayli 
terlemişlerdir. Ama şu da aşikâr: 
F e l s e f e n i n, insanın önüne açtığı bir dünya vardır ki, yaşamın 
içinde yürürken, kendisi ve toplum üstüne karar verirken, kişi bu 
eğitimin yararlarını görecektir. 
Felsefenin gücü de, akla ve bilime dayanmasından geliyor; bu iki 
dayanak da, toplumda başta gelen temellerdir. Eğitim de, gençleri 
yetiştirirken bunlarla donatmalıdır. Dileriz ki, Fransız eğitimcileri 
karar verirken, bakaloryayı, başta da "felsefe bakaloryası"nı tutup 
atmasınlar. 
Biz, böyle bir yanlışı yaptık. 

         *   *   * 
Cumhuriyet Devrimi, eğitim reformunu yaparken, liseyi de yeni baştan 
kurdu; bir tarihten sonra da, "dünya klasikleri"ni gençlerin önüne 
koydu. 
Hepimiz oradan geliyoruz... 
Demokrat Parti'nin bir yaptığı da, bu liseyi yıkıp "tabela liseleri" 
ile donatmaktır ülkeyi. AKP'nin ona eklediği de, "tabela 
üniversiteleri" ığırıdır. 
İlahiyat fakülteleri çığırı da sürüyor. 
Lisenin karşısında imam ve hatip okulları; iktidar da arkasında. 
Ve veba gibi yayılan Kuran kursları... 
"Milli eğitim", şimdiden çökertilmiştir. 
Çağına ve Cumhuriyete yakışır bir eğitimi dikmek istiyorsanız, önce 
dinci ve İslamcı hareketlerin kaynaklarını kurutunuz; AKP'yi de 
kapatınız ve bütün dayanaklarını yok ediniz! 
Önce bunları!.. 


________________________________ 

ders BELGELiGi 
kapsama alanı dışında 645 üyenin bulunduğu grup odası.... 

http://groups.google.com.tr/group/kapsamaalani <<< bu adres üzerinden 
sanat-felsefe-eğitim-toplum konularında makalelere, bilgi ve 
belgelere ulaşabilirsiniz. 

Grup odasının iletilerinden rahatsız oluyorsanız, grup ayarlarından 
ya da iletişim adresimize göndereceğiniz mektupla son 
verebilirsiniz.... 
Fransa’da 2018 bakalorya (Lise bitirme sınavı) felsefe soruları açıklanmış. 1: İhtiras kusurlu olduğumuzun bir göstergesi midir? 2: Adil olanın ne olduğunu bilmek için adaletsizliğe uğramak gerekli midir? 3: Kültür bizleri daha insan yapar mı? 4: Özgürlükten vazgeçilebilir mi?

fransız bakalorya sınav soruları - 3

Fransa'da öğrencilere lise bitirme sınavlarında sorulan sorular özgürlüğü sorguluyor

Özgürlüğün önce limitlerini, kalanı itibarıyla onun ne kadarının AB ehliyeti için yetebileceğini tartışan Türkler'e karşılık, gençler lise bitirme sınavında yüksek tahsil ehliyeti için hemen her yıl özgürlüğü bir yanıyla sorguluyorlar. Birkaç yıl önceki felsefe sınavında soru tersinden sorulmuştu, 'Düşünme özgürlüğümüzün limitleri var mıdır' diye. Ondan önceki yılın sınav sorusu da mesela, "Özgürlük talebi ve adalet talebi birbirlerinden ayrılabilir mi?" şeklindeydi. Bu yılkine gelince, "Siyasetçi özgür müdür"... Ya da "Özgür olmak hiçbir güçlükle, hiçbir engelle karşılaşmamak demek mi?" Fransa'da lise bitirme sınavlarının yaklaştığı eczane vitrinlerinden fark edilir. Kafein yüklü, insanı istediği sürece uykusuz bırakan Gronsan hapı başta olmak üzere, hafızayı kuvvetlendirdiği iddia edilen ne kadar multivitamin varsa, eczane vitrinlerinin en önlerinde büyük panolarla hatırlatılır. Kolay değil, iki hafta süreyle devam eden yazılı ve sözlü sınavlarda hemen bütün derslerden 2-4 saat süreyle toplam 28-30 saat sınav olurlar. Doktor mühendis, avukat ya da mesela nakliyecilik okuluna gidecek çocuk dahi 4 saat süreyle felsefe sorularını yanıtlamaya çalışır.

FRANSIZ İSTİSNASI
Kısaca 'bac' adı verilen "Baccalaureat" sınavı 1808'den beri uygulandığı, kökenleri de Ortaçağ'a kadar uzandığı için verilen istatistiki değerler de birkaç asır öncesiyle kıyaslanabiliyor. Mesela üç yl önce katılım oranı söylendiğine göre Napolyon'dan bu yana en yüksek seviyesine ulaşmıştı. Arada bir Fransızlar'ın iki asırdır aynı sistemle sınav edilmesi, dedesiyle torununun aynı cins soruları yanıtlaması eleştiriliyorsa da şimdiye kadar alternatifi çıkmadı ve bitirme sınavı da böylece bir "Fransız istisnası" olarak kaldı. Genel, teknolojik ve profesyonel olmak üzere üçe, geneli de tekrar kendi içinde edebiyat, bilim ve ekonomi bilimleri diye ayrılan sınav da profesyonel olana girdiğinizde örneğin nakliyecilik yüksek okuluna, teknolojik 'bac' seçerseniz mühendislik fakültesine girmeniz kolaylaşır. Genel bac'tan ise edebiyat, tıp, yahut iktisat fakültesine geçişiniz.... Ama koşulda alanınıza uygun görülen felsefe sınavından geçmek mecburiyetindesinizdir.

SANATIN ÖNEMİ
Son birkaç yıldır 17 yaşındaki çocuğun yanıtlaması gereken sorulara bakın: "Sanat bizim gerçekle ilişkimizi şekillendirir mi?", "Duygularımız görevimizi yapmamıza mani olabilir mi?'', "İlim neye yarar? Teknik gelişme, insanoğlunu gerçekten değiştirir, insan olarak ilerlemesine neden olur mu?" Ya da eski Türkçesiyle "muhayyile'', yenisiyle "imgelem" bütün engellerden ve baskılardan kurtulabilir mi? "İnsan kendisine yalan söyleyebilir mi?'', "Adaleti hakim kılmak sadece kanunları uygulamak mıdır?", "Sanat eserlerine ilgili olmak, hassasiyet kazanmak için eğitim gerekli midir'', "Teknikten ne bekliyoruz. Dil sadece iletisime mi yarar''? "Haklı ve haksız kavramları kendiliğinden oluşmuş ve benimsenmiş midir?'', "Siyasi eylem tarih biliminin rehberliğinde mi gitmelidir?", "Her şeyi devletten mi beklemeliyiz.'', "Her şeyi ispatlamak gerekli midir?'', "Her şey kanıtlanabilir mi?'' Ayrıca bu soruların yanında, çeşitli filozoflardan alınmış metinler ve onlara ilişkin bir soruyu da yanıtlamanız isteniyor. Felsefe sınavlarında teknolojiye ilişkin bir yüksek okul yahut fakülteye yazılmak isteyenlere sorulanlardan da birkaç örnek? "Düşünme özgürlüğümüzün limitleri var mıdır'', "Şiddeti dışlamanın nedeni nedir", ekonomi yahut sosyal bilimler eğitimi alacaklara, "Sadece iyi olduğunu düşündüğümüz şeyleri mi isteriz ", "Haklarını savunmak, menfaatlerini savunmakla aynı şey midir" soruları soruldu. Edebiyat fakültesine gitmek isteyenlerinki ise "Bugünü, mevcut olanı, geçmişten daha iyi mi biliriz", "Sanat olmadan güzellikten bahsedilebilir mi?"ydi. Buyrun yanıtlayın.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. 

fransız bakalorya soruları-2

Fransa'daki sınav sistemi ve sorular nedeniyle üniversitelerin doluluk oranının Türkiye'ye oranla çok daha düşük olduğunu kaydeden Tuna, öğrenci ve eğitimin kalitesini ise eğitimcilerin sorgulaması gerektiğini ifade etti. İşte Tuna'nın derlediği sorulardan bazıları:
Philo L (Edebiyat) konuları:
1. Konu: Zamandan kaçmak mümkün müdür?
2. Konu: Bir sanat eseri nasıl iyi biçimde açıklanır?
3. Konu: HEGEL'den alıntılanan metni (doğa kanunları ile beşerî -hukuktan doğan-kanunların arasındaki farka dair) açıklayınız.
Philo ES (Ekonomik ve toplumsal):
1. Konu: Ahlak, en iyi siyaset midir?
2. Konu: Emek, insanları ayrıştırır mı?
3. Konu: Leibniz'ten alıntılanan metni (özgürlük, daha doğrusu özgür irade üzerine) açıklayınız.
Philo S (Bilim):
1. Konu: Çok sayıda kültürün varlığı insan türünün birliği önünde engel oluşturur mu?
2. Konu: Ödevlerini tanımak, özgürlüğünden vazgeçmek anlamına gelir mi?
3. Konu: Freud'dan alıntılanan metni (bilimsel araştırmanın zaman içinde seyri üzerine) açıklayınız.
Philo T (Teknolojik):
1. Konu: Yalnızca değiştirilebilir olan şeyin mi değeri vardır?
2. Konu: Kanunlar bizi mutlu edebilir mi?
3. Konu: Montaigne'den alıntılanan metni (bilgi üzerine) açıklayınız.
Histoire - Géographie S:
Tarih: Aşağıdaki 2 konudan 1 seçilerek açıklanacak:
1. Konu: 1949'dan bu yana Çin ve dünya
2. Konu: Maastricht Anlaşması'ndan bu yana Avrupa Yönetimi
Coğrafya: Harita üzerinde küreselleşmede bölgelerin eşit olmayan bütünleşmesini gösterme.
Bugün sıra tarih ve coğrafya sınavında. Baccalauréat (Bac), dün sehven yazdığım üzere, tam olarak üniversiteye geçiş değil; fakat liseyi bitiriş sınavı. Yine de mantıken üniversiteye giriş için bu diplomayı almak gerekiyor. :) İşte tarih ve coğrafya konuları:
Histoire - Géographie S:

Tarih: Aşağıdaki 2 konudan 1 seçilerek açıklanacak:

1. Konu: 1949'dan bu yana Çin ve dünya

2. Konu: Maastricht Anlaşması'ndan bu yana Avrupa Yönetimi

Coğrafya: Harita üzerinde küreselleşmede bölgelerin eşit olmayan bütünleşmesini gösterme. pic.twitter.com/blNq5gZQ3z
Resmi Twitter'da görüntüle
48 kişi bunun hakkında konuşuyor
ES - L: Tarih: 
1. Konu: II. Dünya Savaşı'nın sonundan bu yana çatışma merkezi olarak Yakın ve Ortadoğu 
2. Konu: Dreyfus Olayı'ndan bu yana Fransa'daki büyük siyasal krizlerde kamuoyu ve medya 
Not: "Açıklama", belirli bir metot eşliğinde analitik "kompozisyon" yazmak oluyor
Tuna soruların ardından yaptığı açıklamada, "Okula girmek kolay fakat çıkmak zor" diye bir söz var Fransa'da. Herkes bir yere kabul alabiliyor ama lisans eğitimi cidden zorlu, herkes bitiremiyor. Taşra üniversitelerinde çoğu bölüm boş" dedi.
Fransa eğitim sistemi
Fransa'da üniversiteye giriş sınavından ziyade liseden mezun olma/diploma alma sınavı (Bakalorya) yapılıyor. Öğrenci bu sınavlardan aldığı nota göre sıradan bir okula ya da, ülkede "Grandes Ecoles" denilen (Büyük Okullar) prestijli birtakım okullara (Sciences Po, ENA gibi) girebiliyor.

Bu okullara BAC (bakalorya) sahibi olan Fransızlar gibi AB içinden ya da Türkiye gibi diğer ülkelerden öğrenciler de gerekli şartları karşıladıklarında (Not ortalaması, Fransızca dil bilgisi gibi) kaydolabiliyor.

fransız bakalorya soruları

Cumhuriyet 16.06.2006
Fransa'da Felsefe Bakaloryasından... SERVER TANİLLİ12 Haziran'da, Fransa'da, liseler felsefe bakaloryasından geçtiler.Şu günler, onun yankıları sürüyor...Okurlar hatırlayacaklar: Fransa'da, liseyi bitirenler, bir üst okula ya da üniversitelere gidebilmek için, ''bakalorya'' denen bir sınavdan geçerler. Edebiyat, tarih-coğrafya gibi bir iki konunun yanı sıra, felsefe de programdadır. Bir de gelenektir: Bakalorya sınavları felsefe ile başlar. Neden o? Çünkü, bir kafanın olgunluğu, felsefe kültürü ve konulara felsefi olarak yaklaşması, yaklaşabilmesi ile belli olur. Felsefe de, hayata akıl penceresinden bakmak değil mi?Fransızlar, yaşamın eşiğinde, gençlerde bu olgunluğu arıyor.Türkiye'de, bakalorya uygulamasına ilk kez Galatasaray Sultanisi'nde başlandı (1869); Meşrutiyet'ten sonra, Cumhuriyet'in eğitim sisteminde de yerini aldı ve ''olgunluk sınavı'' adıyla sürdü. 1953-1954 ders yılından sonra kaldırıldı.Yıllara dikkat ediyor musunuz?Demokrat Parti, eğitimi çökertirken en başta liseyi yıkmıştır. Onun çoğu tabela liselerine, sonraki yıllarda çoğu tabela üniversiteleri furyası eklenmiştir.Bugün de bu dramı seyrediyoruz...*12 Haziran'da, 600 bin öğrencinin girdiği felsefe bakaloryasında ilginç sorular sorulmuş.''Edebiyat'' grubundaki öğrencilere yöneltilen sorular, aralarından birini seçmek hakkını da vererek, şöyle:- ''Görevlerimizi, yalnız ötekilere karşı mı yükleniyoruz?''- ''Zamanla yarışmasının bir anlamı var mı?''- Öğrencilere, isterlerse yorumlamaları için, İngiliz filozofu John Locke 'un (1632-1704), ''mülkiyet'' üstüne bir metni verilmiş.''Ekonomi ve sosyal'' grubundaki öğrencilerden, şu sorulardan birini yanıtlamaları istenmiş:- ''Mutluluğu gerçeğe yeğlemek gerekir mi?''- ''Bir kültür, evrensel değerleri taşıyabilir mi?''- Öğrencilere, isterlerse yorumlamaları için, Fransız filozofu Alain 'in (1868-1951) ''sosyal örgütleniş'' üstüne bir metni verilmiş.Son olarak, ''Bilim ve bilimsel'' grubundaki öğrencilerin, şu sorulardan birine yanıt vermeleri istenmiş:- ''Bir kültürün değerini nesnel olarak ortaya koyup yargılamak mümkün müdür?''- ''Deneyim, ne olursa olsun, ortaya bir şey koyabilir mi?''- Öğrencilere, istediklerinde yorumlamaları için, İngiliz filozofu John Stuart Mill 'in (1806-1873), ''toplumun temeli olarak güven'' in üstünde durduğu bir metni sunulmuş.İşte, bu yılki bakaloryasında felsefe soruları Fransa'da!Acaba örneğin İtalya'da, İspanya'da felsefe adına neler ve nasıl soruldu öğrencilerden? O ülkeleri de yakından izleyen Nilgün Cerrahoğlu 'nun mutlaka söyleyecekleri vardır...*Özellikle 12 Eylülcülerinin, ülkemizde eğitim konusunda yol açtıkları fecaati şimdi anlatmanın sırası değil.Felsefe de bundan payını aldı.Daha sonra, felsefe dersleri, budanmış ve içeriği boşaltılmış bir halde, öğretime yeniden sokuldu. Şimdilerde, ilahiyat çıkışlıların da liselerde felsefe öğretimine katıldığını haber alıyoruz. Böyle bir ortamda, felsefe adına kimlerin, neyi ve nasıl öğrettiklerini, daha doğrusu ''bellettiklerini'' , tahmin etmez misiniz?Gazetelerde anketler okuyoruz: Gençler, sağa kaymış ve çoğunlukla ''hayatından memnun'' imişler.Vay ki vay! Nasıl bir geleceğe gidiyoruz?Bir de şu: Artık, eğitimi devletten alıp özel dershaneler yüklenmiş; ve oralarda da kültür ''bütünlük'' ten sıyrılıp ''test'' lere indirgenmiş. Felsefe adına da, gençler bunu ezberliyorlar...Ama hayır, olan-bitene boyun eğmeyelim!Eğitimi işgalden kurtaralım; başta da, felsefeyi özgür kılıp, bırakalım akılla kucaklaşsın!

18 Şubat 2019 Pazartesi

2018 tyt sınav analizi türkçe

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI SINAVI TEMEL YETERLİLİK TESTİ (TYT) 30 HAZİRAN 2018 CUMARTESİ
Soru Analizleri


1.      Bağlam ( sözcükte anlam)
2.      Bağlam ( sözcükte anlam)
3.      Bağlam ( cümlede anlam)
4.      Öznel anlatım
5.      Cümlede anlam
6.      Cümlede anlam
7.      Ses olayı (Ünlü düşmesi)
8.      Sözcük türü ( isim)
9.      Cümlenin Ögeleri
10.   Sözcük türü ( sıfat)
11.   Ekler ( Yapım eki)
12.   Fiilimsi grubu
13.   Fiilimsiler
14.   Bağlam
15.   Yazım kuralı ( bağlaç olan de)
16.   Cümlenin ögeleri – İsim tamlaması
17.   Yazım kuralı ( birleşik-ayrı yazım)
18.   Noktalama işaretleri
19.   Noktalama işaretleri
20.   Anlatım yolu
21.   Paragrafta bütünlük
22.   Paragraf bölme
23.   Paragraf tamamlama
24.   Paragrafta ana düşünce
25.        “                    “
26.        “                    “
27.        “                    “
28.        “                    “
29.        “                    “
30.       “                    “ 
31.   Paragraf yorumlama
32.       “                  “
33.        “                 “
34.   Paragraf tamamlama
35.   Paragrafta ana düşünce
36.        “                   “
37.        “                   “
38.   Paragraf yorumlama
39.         “                  “
40.        “                   “
İnceleme : Bülent DEMİRYAPAN



1. A) B) C) D) E) 2. A) B) C) D) E) (I) Her atasözü bir genel kural, bir ilke niteliği taşır. (II) Bazı atasözleri sosyal ilişkiler üzerine görüş bildirir. (III) Bazı atasözleri ise uzun gözlemlere dayanarak doğa olaylarının gündelik yaşam üzerindeki etkilerini anlatır. (IV) Tecrübelere veya mantığa dayanarak doğrudan doğruya öğüt veren atasözleri de vardır. (V) İki yargı taşıyan atasözlerinde ise yargılar arasında benzetme ilgisinden ziyade iki yargının birbirini tamamladığı veya birbirine karşıt olduğu görülür. (VI) Bir de genelin aksine temsilî ve mecazi anlatıma sahip olmayan atasözlerimiz vardır. Bu parçada numaralanmış cümlelerdeki açıklamalara aşağıdaki atasözlerinden hangisi örnek olarak gösterilemez? II. cümle: Komşu komşunun külüne muhtaçtır. III. cümle: Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır. IV. cümle: Çirkefe taş atma, üstüne sıçrar. V. cümle: Var evi kerem evi, yok evi verem evi. VI. cümle: Besle kargayı oysun gözünü. Aşağıdaki yargılardan hangisi kişisel düşünce içermemektedir? Engin denizlerde, dünyanın gürültüsünden patırtısından uzak, düşsel bir adanın şiiriyle büyülenmemiş insan sayısı azımsanamayacak kadar çoktur. İnsanoğlu yüzyıllardır mutluluk, dirlik, düzenlik, ölümsüzlük yönündeki özlemlerini çoğunlukla uzak bir ada görüntüsüyle dile getirmeyi seçmiştir. Kendini ıssız bir adada en çetin güçlüklerle karşı karşıya düşünen, parklarda Robinsonculuk oynayan çocuklar bugün de var. Bir edebiyat yapıtında anlatılan olayın yeri olarak değerlendirilen ada, yalnızlığın sembolü olmasıyla coğrafyacının veya haritacının adasından farklıdır. Coğrafyacı açısından ada; konumu, yüzey şekilleri, yüz ölçümü, nüfusu ve iklimi incelenecek her yanı suyla çevrili bir kara parçasıdır. 3. A) B) C) D) E) 4. A) B) C) D) E) Diğer sayfaya geçiniz. ÖSYM 1 2018-TYT/Türkçe I. Yazar, eserlerinde gelenekle arasına bir mesafe koymaktansa bu birikime, yaşadığı döneme özgü bir pencereden bakmayı tercih ediyor. II. Yazarın hiçbir edebiyat geleneğine bağlanmayışı, onu çağdaşı yazarlardan ayıran önemli bir özellik olarak ön plana çıkıyor. III. Yazar, bu kitabıyla kendinden önce üretilen eserleri okumanın bir özgünlük sorununa yol açmayacağını herkese kanıtlıyor. IV. Yazar, tarihin kendisine aktardığı seslere kulak tıkamıyor ancak onları kendi döneminin gerçekliğinin süzgecinden geçiriyor. V. Yazarın kendi olma sorununu tartıştığı bu kitapta, yüzünün düne değil yarına dönük olduğu açık bir biçimde gözlemlenebiliyor. Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır? I ve III I ve IV II ve IV III ve V IV ve V 5. A) B) C) D) E)  Davies, eğitimi bireyleri kapasitelerine göre farklı statülere yerleştiren bir sistem olarak değerlendirmektedir.  Toplumsal tabakalaşmayı temel alarak en yeteneklilerin en önemli mesleklerle ödüllendirilmesi gerektiğine inananlar, bu görüşe destek vermişlerdir. Bu iki cümlede ifade edilenlerin anlamca doğru bir biçimde birleştirilmiş hâli aşağıdakilerden hangisidir? Davies, eğitimin tanımını yaparken, farklı yeteneklere sahip olan kişilerin buna bağlı olarak farklı mesleklere yerleştirilmesi gerektiğini ve bunun da toplumsal tabakalaşmanın gereği olduğunu savunmuştur. Toplumsal tabakalaşma temelinde en yetenekli insanların en önemli meslekleri elde etmesi gerektiğini düşünen kişiler; Davies’in, eğitimin bireyleri kapasitelerine bağlı olarak farklı statülere yerleştiren bir sistem olduğu düşüncesini desteklemişlerdir. Meslek seçiminde eğitimin belirleyici olması gerektiğini vurgulayan Davies ile toplumsal tabakalaşmayı esas alıp yetenekli kişilerin statüsü yüksek mesleklere yerleşmesi gerektiğini savunanların görüşleri örtüşmektedir. En yetenekli insanları en iyi mesleklere yönlendirmenin gerekli olduğunun ve bunun eğitimle sağlanacağının altını çizen Davies, bu konudaki tanımlarını toplumsal tabakalaşmayı savunanların görüşleriyle desteklemektedir. Toplumun meslekler açısından tabakalaşmasının, yani en yeteneklilerin en önemli mesleklere sahip olmasının toplumsal bir gerçeklik olduğunu belirten Davies’in eğitim tabakalaşma ilişkisine dayanan bu düşüncesi, geniş kitleler tarafından desteklenmiştir. 6. A) B) C) D) E) Diğer sayfaya geçiniz. ÖSYM 2 2018-TYT/Türkçe Ben, sisi zihnin bazı hâllerine benzetirim. Sis içindeyken I sanki başka bir dünyada, başka bir nizam içinde oynayan muhayyilem, beni daima şaşırtır. Kimi zaman II temel karakterler üzerinde kalıp ayrıntılardan III uzaklaşmanın mutluluğunu yaşarım. Kimi zaman da zihnim ayrıntılara dalıp çevreyi kolaçan etmeye başlar. IV Birkaç gündür İstanbul’un üstünü bütünüyle örten sis de zihnim gibi oyunlar oynuyor ve görülen, işitilen her şeyi V farklı bir şekle sokuyor. Bu parçadaki altı çizili sözcüklerin hangisinde ünlü düşmesi yoktur? I II III IV V Gelecekteki bilişsel sistemlerin çevreyle etkileşim I hâlinde olması bekleniyor. Canlı organizmaların sinir sistemlerinden esinlenerek geliştirilen bu II mekanizmaların en önemli özelliği, klasik işlemcilerin III aksine hafıza ve işlemci birimlerinin bir arada olmasıdır. İnsan beynine benzer biçimde çalışan elektronik cihazlar IV henüz tasarlanmamış olsa da yakın zamanda bu konuda önemli gelişmeler yaşanması bekleniyor. V Bu parçada numaralanmış sözcüklerden hangileri isim kökünden türemiştir? I ve II I ve III II ve IV III ve V IV ve V 7. A) B) C) D) E) 8. A) B) C) D) E) Sırf kendi için okuyan, gezen, eğlenen bir aydın kendini yaşarken öldürmüyor mu? Bu cümledeki ögelerin doğru sıralanışı aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir? Belirtisiz nesne - özne - zarf tümleci - yüklem Zarf tümleci - belirtili nesne - yüklem Özne - belirtili nesne - zarf tümleci - yüklem Özne - zarf tümleci - yüklem Belirtisiz nesne - zarf tümleci - yüklem Cümledeki sözcüklerin arasına yerli yersiz, sıfat yerleştirmenin edebiyat metninin bir özelliği olduğunu sanan “yazar adayları” var. Bence yazmayla ilgili en temel yanlışlardan biridir bu. Yakın anlamlı sıfatların işlevsiz olarak kullanıldığı cümleler, dikiş izlerini belli eden bir elbiseye benziyor. Böyle olunca okur, bir bütün olarak kumaşı değil dikiş izlerini görüyor. Aşağıdakilerden hangisi bu parçada eleştirilen bakış açısıyla yazılmıştır? Günler, kuvvetli bir rüzgârın sürüklediği beyaz bulut kümecikleri gibi birbiri ardına geçip gidiyordu ve biz bunların sonunda muhakkak bir fırtına kopacağını seziyorduk. Sonbahar; yemişleri, bulutları, güneşi, maviliği ve yeşili ile insana şiir, edebiyat, musiki ve mesut insanlarla dolu bir dünya düşündürüyor. Yağışlı, donuk ve karlı bir kış akşamının karanlığında başlayan o derin yalnızlığım giderek artıyor; bu koyu kimsesizliğim beni, aydınlık ve ışıklı bir sabaha uzanmaktan men ediyor. O haftayı ve ondan sonra geleni, sadece onu düşünerek geçirdim; belki rastlarım ümidiyle birkaç defa Boğaziçi’ne gittim, Emirgân’da, Kandilli’de ve şurada burada dolaştım. Çardaklardaki yapraklar, kırmızının en son hâline doğru ağır ağır, kızara kızara kırmızının renk oyunları içinde düşmeden evvel sallanıp durdular. 9. A) B) C) D) E) 10. A) B) C) D) E) Diğer sayfaya geçiniz. ÖSYM 3 2018-TYT/Türkçe Sosyalleşme süreci; gittikçe yoğunlaşan kontrol, yön I verme ve biçimlendirme etkisiyle doğal bir varlık olan II insanı; uygar, kanunlara saygılı, diğer insanların hak ve III sorumluluklarını hesaba katan, kendinden emin, sakin, IV mutlu, mesleki yeterliğe sahip bireyler hâline getirir. V Bu parçada altı çizili sözcüklerden hangisi yapım eki almamıştır? I II III IV V Toprakla uğraşanları maddi açıdan desteklemek ülkemizin kalkınmasına önemli ölçüde katkı sağlayacaktır. Bu cümlenin öznesi, aşağıdaki sözcük gruplarının hangisinden oluşmuştur? Sıfat tamlaması İsim tamlaması İsim-fiil grubu Zarf-fiil grubu Sıfat-fiil grubu (I) Tıpkı insanlar gibi şehirlerin de bir yazgısı, bir ömrü, doğumu ve ölümü vardır. (II) Zamanın karanlık katmanları arasından günümüze ulaşan antik şehirler; farklı dönemlerin, kültürlerin, inançların ve yaşama biçimlerinin tanıklığını yaparlar. (III) Bu nedenle şehirler, uygarlıkların kendi öykülerini yazdıkları bir kitap gibidir. (IV) Onların sayfaları arasında, mazinin acı tatlı anıları gömülüdür ve bunların pek azı tarihin açık sayfalarına yansımıştır. (V) Herhangi bir antik kentin sokaklarını dolaştığınızda, bu kentin tanıtım broşürlerinde yazılandan çok daha fazlasını göreceksiniz. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde fiilimsi yoktur? I ve III I ve IV II ve III II ve V IV ve V 11. A) B) C) D) E) 12. A) B) C) D) E) 13. A) B) C) D) E) Körlük, Nobel ödüllü yazar Jose Saramago’nun 1995 yılında yayımlanmış romanıdır. Okuyucu, bu kitapta kahramanları; adıyla değil, onları tanıtan ifadelerle görür. Yazar her birini “doktor, doktorun karısı, hırsız, koyu renk gözlüklü genç kız” gibi çeşitli sıfatlarla adlandırır. Kahramanların diyaloglarını da anlatıcının sesine yedirerek metni uzun bir monoloğa dönüştürür. Okur bu durum karşısında romanı takip etmekte güçlük çeker ve kendini âdeta bir labirentin içinde bulur. Ayrıca Saramago, roman boyunca nokta ve virgül dışında noktalama işareti kullanmaz. Bu da metnin bütüncüllüğüne katkıda bulunan bir başka yöntemdir. Bu parçadaki altı çizili ifadeyle I. Eserde kişilerin, özellikleriyle anımsatılması II. Birden fazla teknikten yararlanılmış olması III. Olayların karmaşık bir şekilde aktarılması durumlarından hangilerine gönderme yapılmamıştır? Yalnız I Yalnız II Yalnız III I ve II II ve III (I) Kişiye odaklı söyleşilerde amaç; soru sorulan kişinin yaşamını, yaptıklarını veya fikirlerini gündeme getirmektir. (II) Bu tür söyleşilerin öznesi, toplumda merak uyandıran ünlü şahsiyetler olabilir. (III) Örneğin sporcular, sanatçılar ve politikacılar bu söyleşilerde sıklıkla yer alır. (IV) Kimi zamanda tanınmamış ancak yaşamı ve yaptıklarıyla dikkatleri çekmiş kişiler seçilir. (V) Sorular aracılığıyla onların iç dünyalarında neler yaşadıkları okura aktarılmak istenir. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde “de” bağlacının yazımıyla ilgili bir yanlışlık yapılmıştır? I II III IV V 14. A) B) C) D) E) 15. A) B) C) D) E) Diğer sayfaya geçiniz. ÖSYM 4 2018-TYT/Türkçe Aşağıdakilerin hangisinde nesne, sadece isim tamlamasından oluşmuştur? Uzunca bir süre trenin penceresinden ağaçlarla kaplı köyleri seyretti. Büyükbabam, ailenin en küçüğüne en güzel odayı vermişti. Bunca yılın ardından sokak satıcılarının seslerini hâlâ özlüyorum. Geçmiş günlerin özlemi içimde her gün biraz daha büyüyordu. Emekliye ayrılınca evinin bahçesi âdeta sığınağı olmuştu. “Birleşik sözcüğü oluşturan sözcüklerden biri veya her ikisi birleşme sırasında anlam değişmesine uğramışsa sözcük bitişik yazılır.” Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu kurala uyulmadığı için bir yazım yanlışı yapılmıştır? Adını şarkılarda duyduğumuz yalıçapkını, adalarda yaşayan bir kuş türüdür. Yemekten sonra tatlı olarak birer porsiyon bülbülyuvası siparişi verdik. Doğum günüm için annem bana camgöbeği renginde bir kazak örmüş. Pek çok kişinin sandığının aksine denizyılanı nehirlerde de yaşayabilir. Yazar bu öyküsünde semt pazarlarındaki ayaküstü sohbetlere önemli bir yer ayırmış. 16. A) B) C) D) E) 17. A) B) C) D) E) Annesi şaşırarak şöyle dedi ( ) “Ne var ( ) neyi düşünüyorsun?” Şen şakrak kızının yüzündeki durgunluğa bir anlam verememişti ( ) “Bez bebeğimi, dedemin aldığı bisikleti, kırmızı uçurtmamı, parlak ayakkabılarımı ( ) Aslında ne kadar güzelmiş benim çocukluğum ( ) değil mi anne?” Bu parçada parantezle ( ) belirtilen yerlere, aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangisi sırasıyla getirilmelidir? (:) (;) (.) (...) (,) (!) (,) (:) (.) (,) (!) (;) (...) (.) (;) (:) (,) (.) (...) (,) (,) (?) (:) (.) (!) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kesme işaretinin kullanımıyla ilgili bir yanlışlık yapılmıştır? Pamukkale travertenleri, Denizli’mizin önde gelen turistik değerlerindendir. Bu yasa tasarısı Bakanlar Kurulu’nda uzun uzun tartışıldı. Ferhunde Hanım’dan gelen son mektubu ailecek sevinç içinde okuduk. Üniversitemizde tek ders sınavlarının 30 Haziran’da yapılacağı açıklandı. TDK'nin bir görevi de geçmişte yazılmış eserleri günümüze kazandırmaktır. 18. A) B) C) D) E) 19. A) B) C) D) E) Diğer sayfaya geçiniz. ÖSYM 5 2018-TYT/Türkçe Bakmayın sahilinin dolguyla denizden yükseltilmiş olmasına; denizin içinden çıkıp içeri doğru yılan misali kıvrılan yokuşun ta Galata Kulesi’nin gölgesine kadar uzandığı bir semt Tophane. Ana sokakları bayır, ara sokakları çıkmaz. Bu nedenledir ki adımlar hafif hafif, ağır ağır atılır burada. Sanki semti derinlemesine hissettirmek ve geçmişi teneffüs ettirmek için yukarı doğru uzadıkça uzar yol. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur? Karşılaştırma Benzetme İkileme Niteleme Mecazlı söyleyiş (I) Eski çağlardan beri ticareti yapılan inci, bugün de yaygın bir şekilde alınıp satılmaktadır. (II) İnciyi oluşturabilen en tipik deniz hayvanının istiridye olduğu bilinmektedir. (III) Bu su canlısı, içine girip yerleşen kum tanecikleri veya larvalara karşı kendini korumak için sedef adı verilen sıvı bir madde salgılamaktadır. (IV) Sedef bir yandan salgılanıp çoğalırken diğer yandan istiridyenin içine yerleşen maddeyi kaplayarak incinin oluşmasını sağlamaktadır. (V) İncinin büyüklüğü, şekli, parlaklığı ve rengi de bu süreçte oluşmaktadır. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır? I II III IV V 20. A) B) C) D) E) 21. A) B) C) D) E) (I) Çoğumuz düşünmeyen bir dünyada yaşıyor olmaktan yakınıyoruz. (II) İnsanların büyük bir bölümü en az düşünceyle bütün bir yaşamı omuzlamak gibi bir kolaycılığı benimsiyor. (III) Hatta kimileri düşünceyle alay ederken kimileri gerçekten düşündüklerini sanıyorlar. (IV) Büyük çoğunluğunu düşünmeyenlerin oluşturduğu ve düşünmenin lüks sayıldığı bir dünyada her şeye karşın düşünen insanı “gerçek insan” diye tanımlamak gerekir. (V) Düşünmek; insana, insan yaşamına bütünsel bir bakışla bakmaktır. (VI) Düşünce alanımızı daralttığımız zaman dünyaya yeterince yerleştiğimizi söyleyemeyiz. (VII) Düşünmek, dünyaya bir veya birkaç açıdan değil bütün açılardan bakmayı bilmekle olur. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar? II III IV V VI Bir anaokulundaki çocukların ebeveynleri, bazen işleri nedeniyle çocuklarını okulun kapanma saatinden sonra almaya gider. Böyle zamanlarda okul personelinden bazıları çocuklarla birlikte beklemek zorunda kalır. Bu durum birtakım sorunlara yol açar. Yöneticiler de çözüm olarak geciken ebeveynlere bir yaptırım uygulamaya karar verir. Ancak bir süre sonra ailelerin daha çok gecikmeye başladığı görülür. Çünkü aileler artık cezalarını çektikleri için kendilerini rahat hisseder. Diğer bir deyişle ----. I. daha önce yaşadıkları mahcubiyet duygusundan uzaklaşarak kendilerini haklı gördükleri bir konuma gelirler II. okulda bekleyen çocukların aileleri davranışlarıyla cezalardan hoşnut olmadıklarını gösterirler III. yöneticiler uyguladıkları yöntemle asıl cezayı ailelere değil, okul personeline verdiklerini fark ederler Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre yukarıdakilerden hangileri getirilebilir? Yalnız I Yalnız II Yalnız III I ve II II ve III 22. A) B) C) D) E) 23. A) B) C) D) E) Diğer sayfaya geçiniz. ÖSYM 6 2018-TYT/Türkçe Soyut matematik problemleri Heisenberg’i büyülemekteydi. Kanıtlamaya çalışıp da başarılı olamadığı Fermat’ın son teoremi de bunlar arasındaydı. O sıralarda bir arkadaşı ona Einstein’ın görelilik kuramı üzerine yazılmış bir kitap verdi. Heisenberg, kitap üzerinde çalışarak kuramda kullanılan ve “Lorentz dönüşümleri” adı verilen özel matematiksel araçları anlamak için epey çaba sarf etti. Yine de fiziği o sırada meslek olarak düşünmüyordu. Onu büyüleyen fiziğin arkasındaki matematikti. Bu ilgisi ileride onun bir fizikçi olarak düşünüşünü de etkileyecek ve ona olanaksız görünen problemleri çözmede Einstein gibi ileri düzeyde matematik kullanma ayrıcalığı tanıyacaktı. Bu parçadan Heisenberg ile ilgili olarak aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir? Einstein’ın görelilik kuramını geliştirmesine çalışmalarıyla katkıda bulunmuştur. Fizik alanında başarılı olmak amacıyla ileri matematik çalışmaları yapmıştır. Fizik alanında çalışmış olmasına rağmen daha çok soyut matematikle ilgilenmiştir. Adını duyurmasında Fermat’ın teoremi üzerine yaptığı eleştirilerin payı olmuştur. Einstein’ın görelilik kuramı üzerinde çalışması, saygın bir fizikçi olmasını sağlamıştır. 24. A) B) C) D) E) Edebiyat ürünlerini kültür tarihinin deposu sayan anlayış üzerine düşünürken tarih ve edebiyat araştırmacılarının durumunu tartışmak gerekir. Aslında her iki yaratıcı çabanın da kazı alanı ortaktır ve edebî metnin sunduğu geçmişe ait bulgular üzerinde edebiyatçı da tarihçi de farklı yöntemlerle çalışarak ortak bir noktada buluşabilir. Ancak aralarında temel bir fark vardır. Edebiyatçının kazı çalışmaları, yönünü geleceğe de çevirebilirken tarihçinin bakışı geçmişle çerçevelenmiştir. Bu parçaya göre edebiyat ve tarih araştırmacıları ile ilgili olarak I. Kaynakları ortak olsa da yaklaşım ve yöntemleri arasında belirgin farklılıklar vardır. II. İnsan ve toplumun bugünü ve geleceğine dair genel çıkarımlarda bulunurlar. III. Üzerinde çalıştıkları kültür malzemesini değiştirmeyi amaçlarlar. yargılarından hangilerine ulaşılabilir? Yalnız I Yalnız II Yalnız III I ve II II ve III Son yıllarda yapılan araştırmalar, bugüne kadar koleksiyonculuk veya hobi olarak tanımlanan davranışın istifleme bağımlılığı olarak adlandırılan bir tür hastalık olabileceğini gösteriyor. Yıllardır biriktirilen bir yığın eşyanın içinden hangilerinin kalıp hangilerinin gideceğine karar verme anında kişiler, büyük ihtimalle hastalıklarıyla ilk kez yüzleşiyorlar. Küçücük ve işine hiç yaramayan/yaramayacak bir şeyi bile gözden çıkarmak, istifçilerde derin travmatik üzüntüler yaratabiliyor. Bu parçada istifleme bağımlılığıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmiştir? Yakın bir geçmişte yapılan araştırmalarla tedavisi bulunmuş bir hastalık olduğuna Kişinin, yakın çevresinin uyarılarını dikkate alarak bu bağımlılıktan kurtulabileceğine Hastaların, eşyalara duydukları bağlılığı psikolojik bir rahatsızlık olarak kabul ettiklerine Tedavi sürecinde, depresyona neden olabilecek müdahalelerden kaçınmak gerektiğine Eşyalarından ayrılma durumuyla karşı karşıya kaldıklarında bağımlı kişilerin verdiği tepkiye 25. A) B) C) D) E) 26. A) B) C) D) E) Diğer sayfaya geçiniz. ÖSYM 7 2018-TYT/Türkçe Başından beri biliyordum ki şu veya bu çevreden, şu veya bu sayıda insanın iyi ve sevimli bulduğu şiirler yazmak mümkündü. Böyle bir yolu seçtikten sonra, geçerli ortalamayı fark etmek ve o normlara uygun olanı üretmeyi sürdürmek de gerekiyordu. Ama böylesi bir yol, toplumun beğenilerinin sürekli değişmesi yüzünden beni kendime yabancılaşma batağına götürürdü. Aşağıdakilerden hangisi bu sözleri söyleyen bir şairin düşüncesi olabilir? Toplumdaki eğilimleri izlemek şairlerin üretkenliğini yitirmesine neden olur. Bir şair beğenilmek için ortalamanın üstünde ürünler ortaya koymalıdır. Geniş okur kitlelerinin bir şairi takdir etmesi onun sanatı adına kötüye işarettir. Şiirin kurallarına sıkı sıkıya uymamak şairin popülaritesini olumsuz etkiler. Bir şairi özgün ve özel kılan, popüler olanı tercih etmiyor olmasıdır. İsviçre’de son dönemlerde uyku üzerine yapılan bir araştırmada uyku sorunu olmayan 12 sağlıklı erkek, iki hafta arayla karanlık bir odada öğleden sonra 45 dakikalık uykuya yatırılmıştır. İlk seferde sabit, ikincisinde ise hafifçe sallanan bir yatakta uyumaları sağlanarak, çalışmaya katılan kişilerin beyinlerinin elektriksel etkinliği EEG yöntemi ile ölçülmüştür. Araştırma sonucunda ise sallanarak uyuyanların hafif uyku (N1) ve derin uyku (N2) aşamalarına daha çabuk geçtikleri, derin uykuda daha uzun süre kaldıkları saptanmıştır. Bu parçada sözü edilen araştırmanın amacı aşağıdakilerden hangisidir? Gündüz uykusunun sağlık üzerindeki etkilerini gözlemlemek Uyku düzeni konusunda erkekler arasındaki farklılıkları belirlemek Uyku rahatsızlıklarının uyku süresi ile ilişkisini ortaya koymak Cinsiyet faktörünün uyku süresi üzerindeki etkisini tespit etmek Uykuya dalmak ile sallanmak arasındaki ilişkiyi incelemek 27. A) B) C) D) E) 28. A) B) C) D) E) Zaman zaman susuzlukla karşı karşıya kalan büyük kentlerin asıl sorunu su kaynağı sıkıntısı değil, eldeki suyun kalitesinin düşmesidir. Diğer bir deyişle kentte sınırsız su kaynağı bulunsa da susuzluk yaşanabilir. Bunun en büyük nedeni ise kirlenmedir. İçme suyu kaynaklarının kirlilik derecesi belli bir düzeyi aştıktan sonra en gelişmiş arıtma tesisleri bile bu kaynakları temizlemede yetersiz kalır. Bu sebeple susuzluk sorununun çözümü için yeni su kaynaklarının aranmasından çok baraj havzalarının daha iyi korunması, atıkların ayrıştırılarak yeniden kullanılması, çöplerin kontrol tesislerinde toplanması gibi uygulamalara gidilmesi gerekir. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir? Çöp ve atıkların dönüştürülmesindeki başarısızlığın su kaynaklarını azalttığına Baraj havzalarındaki yetersizliğin günümüz kentlerinin öncelikli sorunu olduğuna Su kaynaklarının kirlenmesinin arıtma tesislerindeki yetersizlikten kaynaklandığına Temiz su kaynaklarındaki azalmanın atık kontrolü uygulamalarını önemli kıldığına Doğal su kaynaklarındaki kirlenmenin alternatif kaynak arayışlarını hızlandırdığına 29. A) B) C) D) E) Diğer sayfaya geçiniz. ÖSYM 8 2018-TYT/Türkçe "Bir ülkenin uygarlık düzeyi o ülkenin kâğıt tüketimi ile ölçülür." diye bir söz hatırlıyorum. Bana göre bu düşünce artık geçerliliğini kaybetti. Çünkü bugün kitap yazmak ve yayımlamak kâğıt kullanmadan da mümkün. İleride ne olacağı bilinmez ama şimdilik basılı ve elektronik kitaplar varlığını birlikte devam ettiriyor. Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir? Uygarlık üretme ve yayma aracı olan kâğıt, işlevini günümüzün teknolojik imkânlarıyla paylaşarak sürdürmektedir. Uygarlığın önemli ögelerinden olan kâğıdın tüketimi ile üretimi arasındaki denge gelişmişlik göstergesidir. Uygarlığın gelişimi ve yayılımı ile kâğıt tüketimini ilişkilendirmenin ne kadar doğru olduğu bugün açıkça görülmektedir. Uygarlığı yalnız kâğıt üzerinden ölçmeye çalışmanın ne denli sığ bir düşünce olduğu yaygın olarak bilinmektedir. Uygarlığın günümüzde ulaştığı nokta, elektronik kitap çağının kapılarını sonuna kadar açmaktadır. Bu eser, insanın içine taş gibi oturan öykülerle dolu olmasıyla ayrı bir yere sahip. Çoğunda olaylar doğrudan anlatılmıyor; en çok da bu hâliyle öyküler, didaktik olmanın tuzağına düşmekten kurtuluyor. Yazarın öykülerindeki bazı noktaları kendince birleştiren okur, metne dâhil olarak yine kendince anlamlar üretiyor. Anlatılan öyküler içimizden birilerinin hikâyesi olduğundan okur, günün sonunda iç açıcı bir resimle karşılaşmıyor. Çünkü her öykü, toplumun bireye sık sık yaşattığı haksızlığa uğramışlık duygusunu okuruna hissettiriyor. Aşağıdakilerden hangisi bu parçada söz edilen öykülerin bir özelliği değildir? Etkileyicilik Yoruma açıklık Yaşanmışlık Farklılık Yol göstericilik 30. A) B) C) D) E) 31. A) B) C) D) E) Kurşun kalem yapan yaşlı bir adam, yaptığı kalemleri satıcıya vermek için kutuya koyarken içlerinden birini kenara ayırdı ve ona “Olabileceğin en iyi kalem olmak istiyorsan şu beş şeyi asla unutma!” diyerek şu öğütleri verdi:  Hayatta başarılı olmak için öncelikle kendini, seni kullanmayı bilen bir kişinin ellerine almasına izin vermelisin.  Zaman zaman ucunu açacaklar ve bu sana acı verecek fakat daha iyi bir kalem olmak için buna katlanmalısın.  Yaptığın yanlışlara üzülme, yeniden yazma fırsatın olacak daima. Bu fırsatları kaçırma!  Seni sen yapan en önemli parçanın, içindeki kurşun olduğunu unutma!  Üzerinde dolaştığın her yüzeye kendine ait bir işaret bırakmalısın ve yazmaya devam etmelisin. Bu parçada kurşun kalem ustasının kaleme verdiği öğütlere göre, kalemin başarı için sahip olması gereken özellikler arasında aşağıdakilerin hangisi yoktur? Gerçekçi olmak Sabırlı olmak Umudunu korumak Özünü hatırlamak Özgün olmak 32. A) B) C) D) E) Diğer sayfaya geçiniz. ÖSYM 9 2018-TYT/Türkçe Edebiyatımızın unutulmaz eseri Hababam Sınıfı, dünün video izleyicisinden bugünün üç boyutlu sinema tutkunlarına, milyonların gönlünde taht kuralı 40 yılı geçiyor. Her zaman zevkle izlediğimiz, kahkahalar attığımız, içimizi ısıtan Hababam Sınıfı, hepimizden bir parça bulundurur. Filmin bu başarısında yazarı Rıfat Ilgaz kadar yönetmeni Ertem Eğilmez’in de rolü büyüktür. Belirtilmesi gereken bir husus da filmin hepimizin aşina olduğu müziğidir. Yavaş çalındığında insana hüzün, hızlı çalındığında coşku veren ve Hababam Sınıfı’nı zihnimize kazıyan müzik, Melih Kibar’ın bestesidir. Müzisyen bu eseriyle Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Film Müziği Ödülü”nü almıştır. Bu parçada Hababam Sınıfı’yla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir? Başarısında nelerin etkili olduğuna Seyircinin iç dünyasındaki tesirine Türk sinemasında yarattığı etkilere Edebî bir eserden sinemaya uyarlandığına Farklı kuşaklara hitap ettiğine 33. A) B) C) D) E) Gazeteci: (I) ---- Uzman: — Bütün enerji kaynaklarını hesaba kattığımızda enerji tüketiminin XIX. yüzyılın başından beri on kat arttığını görüyoruz. Bunda dünya nüfusunun artmaya devam etmesinin yanı sıra teknolojik ilerlemelerin de payı var. Ülkelerin farklı enerji kaynaklarını bir arada kullanmaya başladığını da söylemek lazım. Gazeteci: (II) ---- Uzman: — Ülkeden ülkeye değişiklik gösterse de petrol dünya genelinde tahtını bırakmış değil. Hatta II. Dünya Savaşı’nın sona erdiği 1945 yılına göre yıllık tüketiminin dört katına çıktığını biliyoruz. Petrol tüm dünyada kullanılan enerjinin üçte birini sağlamayı sürdürüyor. Onu sırasıyla kömür, gaz, yenilenebilir enerji kaynakları ve nükleer enerji izliyor. Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir? (I) Nüfus hareketliliğinin enerji gereksinimi ile ilişkisi nedir? (II) Yenilenebilir enerji kullanımı hakkında ne söyleyebilirsiniz? (I) Dünyadaki enerji kaynaklarının azalmasını nelere bağlıyorsunuz? (II) Siz de petrolün birincil enerji kaynağı olduğunu mu düşünüyorsunuz? (I) Dünyada enerji tüketiminin nasıl bir seyir izlediğini düşünüyorsunuz? (II) Gelecekte başlıca enerji kaynaklarının hangileri olacağını öngörüyorsunuz? (I) Teknolojinin yanı sıra enerji tüketiminde sizce neler etkili? (II) Gelecekte petrole bağımlı olmaktan kurtulacak mıyız? (I) Günümüzde üretilen enerji, tüketim ihtiyacını karşılayabiliyor mu? (II) Günümüz insanı hangi enerji kaynaklarını kullanmayı tercih ediyor? 34. A) B) C) D) E) Diğer sayfaya geçiniz. ÖSYM 10 2018-TYT/Türkçe Gelenek ve inançlarımızda servi ağacı, insanın doğumdan ölüme kadar var olma çabasının bir sembolü olarak görülmüştür. Mevsimlerin zorlu şartlarına rağmen yeşilliğini hiç kaybetmemesi ve dayanıklı olması ile serviler, hayatı tasvir etmektedir. Gövdesi semaya dik bir şekilde uzandığı için de servinin doğruluğu temsil ettiğine inanılmaktadır. Onunla ilgili başka bir inanış da insana iyi şans getirdiği ve onu koruduğudur. Ayrıca serviler, eski Türk kültüründe bolluk ve bereketi simgeleyen "hayat ağacı" olarak da nitelendirilmiştir. Ağacın mevsim şartlarına rağmen hep yeşil kalması ise ölümsüzlüğü simgeler. Aynı zamanda minareyi andıran servi, Osmanlı kültüründe de hayat ağacına benzetilmiş ve dallarına konmuş kuşların, hayatın içindeki canlıları temsil ettiği düşünülmüştür. Bu parçaya göre servi ağacıyla ilgili inanışların ortaya çıkmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir? Diğer ağaçlara göre daha geniş bir alana yayılması İnsan topluluklarının yaşamına fayda sağlaması İnsanın fiziksel özellikleriyle benzerlik göstermesi Kimi özelliklerinden dolayı ona sembolik bir değer atfedilmesi Ömrünün uzunluk bakımından insan ömrüne denk olması 35. - 36. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız. 35. A) B) C) D) E) Bu parçadan hareketle aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir? Toplumun farklı katmanları tarafından benimsenen değerler kolayca yaygınlaşır. Hayatı anlamlandırırken doğadaki varlıklardan ve onların özelliklerinden faydalanılır. Hayatın zorluklarına karşı çıkabilmek için bazı kültürel ve toplumsal değerler üretilir. Doğa olaylarını doğru yorumlayabilen toplumlar, yaşamı ve ölümü daha iyi anlayabilir. Doğadaki nesnelere anlam yüklenirken geçmişten gelen tecrübelerden yararlanılır. 36. A) B) C) D) E) Diğer sayfaya geçiniz. ÖSYM 11 2018-TYT/Türkçe Eskiden güvenlik şirketleri, piyasadan ikinci el bilgisayar ve sabit diskleri toplar, bunlardan kurtardığı verilere ilişkin de raporlar yayımlardı. Bu raporlar bize “Siz bilgisayarınızdan özel bilgileri sildiğinizi sanıyorsunuz ama bu işi düzgün yapmazsanız sildiklerinize başkaları kolaylıkla ulaşabilir.” mesajını verirdi. Geçtiğimiz aylarda bir güvenlik şirketi, benzer konuda yeni bir çalışmayı akıllı cep telefonlarıyla gerçekleştirdi. Şirket, kullanılmış 20 telefonu piyasadan toplayarak veri kurtarma prosedürlerini uyguladı ve telefonlardan çıkan verileri değerlendirdi. Bu uygulamadan elde edilen sonuçlar şaşırtıcıydı. Şirket sadece 20 telefondan; yaklaşık 40 bin fotoğraf, 1000 İnternet arama geçmişi, 750 e-posta ve kısa mesaj hatta bir adet onaylanmış kredi kartı bilgisine ulaşıldığını raporladı. Bu parçada söz edilen araştırmanın sonucundan hareketle aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir? Teknoloji, yaptığımız işlemleri koruyabildiği ve ileriki aşamalarda tekrar kullanıma sunabildiği için kişilerin hayatına kolaylık getirebilir. Farklı uygulama ve araştırmalarla desteklenmediği sürece teknolojinin gelişim hızının ne kadar şaşırtıcı olacağını görmek zaman gerektirir. Elektronik cihazlardaki bilgiler silinmiş gibi görünse de başkalarının bu bilgilere erişebilme imkânının olması tehlike oluşturabilir. Akıllı telefonlardaki kişisel veriler, suçluların yakalanmasında ve hangi suçların işlendiğinin belirlenmesinde yol gösterici olabilir. Elektronik cihazlardaki verilerin silindikten sonra bile kurtarılmasına imkân veren teknoloji, bu cihazların üretim aşamasında kullanılabilir. 37. - 38. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız. 37. A) B) C) D) E) Bu parçada belirtilen eski ve yeni araştırmalar; I. incelenen teknolojik araçlar, II. çıkış noktaları, III. ulaşılan sonuçlar bakımından karşılaştırıldığında hangilerinin benzeştiği söylenebilir? Yalnız I Yalnız II I ve III II ve III I, II ve III 38. A) B) C) D) E) Diğer sayfaya geçiniz. ÖSYM 12 2018-TYT/Türkçe 1815 yılının nisan ayında Endonezya’daki Tambora Yanardağı’nda büyük bir patlama oldu. Yanardağın yakınındaki yerleşim bölgeleri volkanik külle kaplandı, atmosfere milyonlarca ton toz ve volkanik kül karıştı. Yanardağdan çıkan gazlar yoğunlaşarak aeorsol bulutları oluşturdu. Bu bulutlar yeryüzünün soğumasına neden oldu. Küresel sıcaklık düştü, iklimler geçici olarak değişti. 1816 yılında Kuzey Yarım Küre'nin büyük bölümünde sıcak bir yaz mevsimi yaşanmadı. Avrupa ve Kuzey Amerika’da soğuk havanın ekinleri tahrip etmesiyle başlayan kıtlık nedeniyle salgın hastalıklar baş gösterdi. Yeryüzündeki etkileri zamanla azalsa da patlama, edebiyat ve sanat dünyası üzerinde kalıcı izler bıraktı. Patlamanın edebiyat dünyasına kazandırdığı eserlerin başında ise Frankenstein adlı roman geliyordu. 1816 yazında İngiliz yazar Mary Shelley, bu doğa olayı yüzünden günlerce kapalı alanda yaşamak zorunda kaldı ve 1818’de yayımlanan ünlü korku romanını işte bu günlerde kaleme aldı. Bu parçada Tambora Yanardağı’nın patlamasıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir? Kültürel yaşama olan etkilerine Bazı bölgelerde neden olduğu kuraklığa Etkisinin hissedildiği coğrafi bölgelere Dünyanın ısınması üzerindeki etkisine Atmosferde yarattığı değişikliklere 39. - 40. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız. 39. A) B) C) D) E) Tambora Yanardağı patlaması sonrasında Mary Shelley’nin ünlü romanı Frankenstein’ı yazmasıyla aşağıdaki sözlerden hangisi ilişkilendirilebilir? Dalgaların kıyıya sürüklediği çer çöp, ıssız adadaki kişi için hazine değerindedir. Rüzgârın uğultusu sadece kulübesinin korunaklı duvarları arasındaki kişiye güzel gelir. Bir çöl bedevisi için kum fırtınası, gündelik hayatın küçük cilvelerinden biridir. Burada sel olup akan yağmurun hangi köydeki güle can suyu olduğunu bilemezsin. Yangının küle çevirdiklerini, ne kadar zaman geçerse geçsin yeniden yeşertemezsin. 40. A) B) C) D) E) TÜRKÇE TESTİ BİTTİ. SOSYAL BİLİMLER TESTİNE GEÇİNİZ. ÖSYM