31 Ağustos 2010 Salı
mevlana - mesnevi II
Mesnevi klasik dogu edebiyatinda, bir siir tarzinin adidir. Edebiyatta ayni vezinde ve her beyti kendi
arasinda ayri ayri kafiyeli nazim türüne Mesnevi adi verilmistir. Uzun sürecek konular veya hikayeler siir
yoluyla anlatilmak istendiginde, kafiye kolayligi nedeniyle mesnevi türü tercih edilirdi.
Mesnevi her ne kadar klasik dogu siirinin bir türü ise de, "Mesnevi" denildigi zaman akla "Mevlâna'nin
Mesnevi'si" gelmektedir.
Mevlâna Mesnevi'yi Hüsameddin Çelebi'nin istegi üzerine yazmistir. Kâtibi Hüsameddin Çelebi'nin
söyledigine göre, Mevlâna, Mesnevi beyitlerini Meram'da gezerken, oturuken, yürürken, hatta semâ
ederken söylermis. Çelebi Hüsameddin de yazarmis.
Mesnevi'nin dili Farsça'dir. Halen Mevlâna Müzesi'nde teshirde bulunan 1278 tarihli, elde bulunulan en
eski Mesnevi nüshasina göre beyit sayisi 25618 dir.
Mesnevi'nin Vezni:
Fâ i lâ tün - fâ i lâ tün - fâ i lün 'dür.
Mevlâna 6 ciltlik Mesnevi'sinde tasavvufi fikir ve düsüncelerini, birbirine ulanmis hikayeler halinde
anlatmaktadir.
KaynakKültür Bakanligi
Mesnevi Redaksiyon ve Site Tasarimi :Ercan Ether Inan
Tasarim ve içerigin kullanimi, kaynak gösterildigi sürece serbesttir.
Son güncelleme 00:20 17.03.2003
E-kitap Olarak Düzenleyen :Metin Ekinci
2.CILT
NEDEN GECIKTI?
BIR BILENE SORMALI
ISA'DAN TEN DIRILIGI ARAMA
LA HAVLE
CAHILIN SEVGISI
HELVA SATAN ÇOCUK
ESSEK GITTI
IFLASI SABIT OLUNCAYA KADAR
ÖLEN MI ÖLDÜREN MI?
PADISAHIN IKI KÖLEYI SINAMASI
VIRANEDEKI DOGAN
LOKMAN'IN SINAVI
HÜTHÜD ILE BELKIS
MUSA PEYGAMBER VE ÇOBAN
AGIZA KAÇAN YILAN
HASTA HATIRI
BIR AKILLI ARIYORUM
IBLISTEN DOST OLUR MU?
mevlana - mesnevi I
Mesnevi klasik dogu edebiyatinda, bir siir tarzinin adidir. Edebiyatta ayni vezinde ve her beyti kendi
arasinda ayri ayri kafiyeli nazim türüne Mesnevi adi verilmistir. Uzun sürecek konular veya hikayeler siir
yoluyla anlatilmak istendiginde, kafiye kolayligi nedeniyle mesnevi türü tercih edilirdi.
Mesnevi her ne kadar klasik dogu siirinin bir türü ise de, "Mesnevi" denildigi zaman akla "Mevlâna'nin
Mesnevi'si" gelmektedir.
Mevlâna Mesnevi'yi Hüsameddin Çelebi'nin istegi üzerine yazmistir. Kâtibi Hüsameddin Çelebi'nin
söyledigine göre, Mevlâna, Mesnevi beyitlerini Meram'da gezerken, oturuken, yürürken, hatta semâ
ederken söylermis. Çelebi Hüsameddin de yazarmis.
Mesnevi'nin dili Farsça'dir. Halen Mevlâna Müzesi'nde teshirde bulunan 1278 tarihli, elde bulunulan en
eski Mesnevi nüshasina göre beyit sayisi 25618 dir.
Mesnevi'nin Vezni:
Fâ i lâ tün - fâ i lâ tün - fâ i lün 'dür.
Mevlâna 6 ciltlik Mesnevi'sinde tasavvufi fikir ve düsüncelerini, birbirine ulanmis hikayeler halinde
anlatmaktadir.
KaynakKültür Bakanligi
Mesnevi Redaksiyon ve Site Tasarimi :Ercan Ether Inan
Tasarim ve içerigin kullanimi, kaynak gösterildigi sürece serbesttir.
Son güncelleme 00:20 17.03.2003
E-kitap Olarak Düzenleyen :Metin Ekinci
1.CILT
GIRIS (ILK ONSEKIZ BEYIT)
GERÇEK ASK
IKI SARABIN FARKI
AHMED'E DOGRU 1
AHMED'E DOGRU 2
TEVEKKÜL MÜ? ÇALISMAK MI?
HZ.ÖMER'IN KERAMETI
SEYTAN ADEM'E NEDEN SECDE ETMEDI?
TACIRIN HIKAYESI
BENLIGIN SIMARTILMASI
MASALLAHU KAN SÖZÜNÜN TEFSIRI
ÇENK ÇALAN IHTIYAR
YAGMURUN SIRRI
KADININ FENDI -1-
SALIH PEYGAMBERIN DEVESI
KADININ FENDI -2-
türkçe bilim sözleri - makale
Türkçenin yapısal olanaklarından, zenginliğinden ve güzelliğinden yararlanılmalıdır. Sözcük gömüsündeki kök ve ek biçimbirimlerin zenginliğiyle, Türkçe bütün diller içinde sözcük türetme olanakları bakımından en önde gelen dil konumundadır.
Prof. Dr. Aydın Köksal kimdir?
1940’da İstanbul’da doğan Dr. Köksal, kuruluşuna katıldığı Hacettepe Üniversitesi’nde Bilgi İşlem Merkezi’ni (BİM) kurdu, yönetti (1967-80). HÜ Bilgisayar Bilimleri Doktora Programını başlattı (1974). ÖSYM/BİM’i kurdu, yönetti (1974-87). HÜ Bilgisayar Bilimleri Mühendisliği Bölümü’nü kurdu (1977); Başkanlığını yaptı (1980-85).
Çalışma yaşamı boyunca yoğun biçimde zaman ayırdığı gönüllü hizmetler arasında, Türkiye Bilişim Derneği’ni kurdu, yönetti (1971-75; 1981-87); Bilişim dergisini yayınladı; Türkçe bilişim terimlerini geliştirdi. Kamu İktisadi Kuruluşlarını Yeniden Düzenleme Komisyonu Bilişim Altkomisyonu üyeliği (1971); DPT Elektronik Bilgi İşlem Sürekli Özel Uzmanlık Kurulu üyeliği (1975-86) ve Başkanlığı (1977-78) yaptı; Başbakanlık Danışmanlığı’nda (Devlet Durum Merkezi) bulundu (1981-82). Türk Dil Kurumu üyeliğine (1975), Yönetim Kurulu üyeliğine ve Terim Kolu Başkanlığı’na seçildi (1982-83). TÜBİTAK Bilim Adamı Yetiştirme Grubu Yürütme Kurulu üyeliğine seçildi (1984-87). Dil Derneği’nin kurucu üyeliği, Genel Yazmanlığı (1987-88) ve yönetim kurulu üyeliği yaptı (1987-92). Birleşmiş Milletler, UNESCO, SPIN, OECD, IFIP vb. uluslararası örgütlerde, yurt dışında Türkiye’yi 22 kez temsil etti.
Şimdi, Ankara’da 1985’te kurduğu yazılımevi Bilişim Limited’i yönetmektedir.
Prof. Dr. Aydın Köksal
“Türkçe bilim dili olur mu? Bunca hızlı gelişen teknikbilimlerde bilim sözleri ya da terimlerle ilgili sorunu nasıl çözeceğiz?” gibi sorular, Atatürk’ün dil devrimine karşın, bugün de Türkiye’deki bilim ve öğretim çevrelerinde gündemdedir. Öğretim düzenimizin yetersizliği dolayısıyla, bilimi, genel yaşamdan kopuk, erişilmez bir “yücelik” gibi görenlerimizin kendi kendilerine sormaları gereken soru şu olmalıdır: Biz Türkler, bilim ve teknikbilimi, başka bir deyişle mesleklerimizi, kendi aramızda doğrudan iletişim kuramadan nasıl uygulayabileceğiz?
Genç bir elektronik mühendisi olarak, 1966’da işe başladığımda, bir dil ve iletişim sorunuyla karşılaştım. Bilgi işlem yerine o zaman malûmat prosesingi deyimi kullanılıyordu. Konuşma dilinde ise İng. data processing ya da information procesing, memory, computer gibi evrensel olduğu varsayılan bilim sözleri ya da terimler kullanılıyordu. Bunların evrensel olmadığını Fr. traîtement de l’information, mémoire, ordinateur ya da Alm. Datenverarbeitung, Speicher gibi sözcüklerin varlığından biliyordum. Avrupa’da Ortaçağın sonunu getiren Yenidendoğuş ve Yenidenbiçimleyiş’in temelinde yatan yönelişin, her ulusun kendi anadilini bilim dili olarak kullanmaya başlaması olduğunu bildiğim gibi, Atatürk’ün Türk aydınlanmasının temelini, Dil Devrimi’yle birlikte attığını da kuşkusuz biliyordum. Böylece mesleğimi Türkçe konuşma isteğiyle, bilgi işlem, bellek konumu, işlem, komut, kütük, tutanak, yazıcı, veri, iletişim, donanım, yazılım gibi adlandırmaları terim olarak düzenli biçimde kullanmaya başladım.
Bu bir deneme’ydi. Belki 20-30, belki 100 kavramın Türkçe karşılığını, bütün öteki çağdaş uygar ulusların yaptıkları gibi, kendi anadilimin sözcüklerinden yola çıkarak türetip çevreme önermek durumundaydım. Bunlardan yalnızca birkaçının tutması bile başarı olurdu.
Bu girişimdeki itici güç, bilişim mesleğini Türkiye’de başarıyla uygulayabilmek, bu yeni mesleği Türkiye’nin kalkınmasını sağlayacak bir kaldıraç gibi kullanabilmekti.
Başlangıçta durum
Çalıştığım bilgisayar firmasının müşterileri bilgi işlem sözcüğünü hemen benimsediler. Bununla birlikte, “memory demesek bile hafıza demeliyiz, bellek olmaz” dediler; ama “bellemek yerine hafızlamak demeyi mi yeğlersiniz?” deyince hemen gerilediler... Müşterilerden oluşan bir çevreye verdiğim ilk kurslarda, birlikte çok büyük bir başarı elde ettik: Sivil ve asker kesimde 3-4 kez bu konularda kurs görmüş yeni meslektaşlarımın, “programlama deyince ne olup bittiğini işte şimdi anladık” diye büyük bir coşkuyla bana sarılmalarını unutamam. Bir yıl içinde bu yeni meslek çevresinin aranan kişisi oldum. Çünkü Türkçeye yaslanarak sağladığımız iletişim köprüsüyle, çözümsüz gözüken bütün kavramsal sorunları bir bir çözdük.
Mesleğimiz dışından, elektronik mühendisi, fizikçi vb. bilim adamlarımızın çoğunluğu ise ürettiğim yeni sözcüklere tepki gösterdiler: “Enformasyon ayrı bir kavramdır, bilgi değildir; üstelik bilgi olsa da bilgi işlem deyimi ev kapı gibi bozuk bir yapı… Evin kapısı, bilginin işlenmesi demek zorundasın; Türkçeyi bozuyorsun” dediler. Oysa ben bilgi işlemek eyleminden doğrudan ad yaparak terim ürettiğimi savunuyordum.
Bugün bilgi işlem sözcüğü benim için bir mücevher değeri taşıyor. Önerdiğim donanım, yazılım, bilgisayar, bilişim gibi yaklaşık 2.500 sözcüğün hepsi tuttu.
Amaç, kapsam ve sözün bireyselliği
Bu yazının amacı, 1966’da tek başıma giriştiğim, ama 35 yıldır bütün bilişim meslek çevremle birlikte sürdürdüğüm bir deneme’den elde edilen sonuçları, başka mesleklerde uğraş veren çağdaşlarıma ve gelecek kuşaklara aktarmaktır.
Denemenin kapsamını, daha başlangıçta bilgi işlem ya da daha geniş kavram olarak bilişim teknikbilimi’yle iyice sınırlamıştım. Gerekçemi “işimizi iyi yapmak” biçiminde dile getirdiğim gibi, başkasının işine de hiç karışmadım. Matematik, elektronik, dilbilim gibi alanlarda, sorulduğunda birkaç önerimi ilgilenenlere söylemiş olsam ya da yazılarımda sırası geldiğinde kullanmış olsam da, doğrudan uygulayıcısı olmadığım konuları titizlikle ve bilinçle, bu deneme kapsamı dışında tuttum.
Bir de burada şunu belirtmeliyim: Türkçe bilişim terimleri üretme ve bunları mesleğimi uygularken kullanma çabamı, Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Başkanı, Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Bilgi İşlem Merkezi Müdürü ya da Bilgisayar Bilimleri Mühendisliği (BBM) Bölüm Başkanı olarak yönetme onurunu taşıdığım hiçbir örgütte, ne de katıldığım ya da yönettiğim herhangi bir başka çalışma takımında, çevreme baskı yaparak benimsetmeye kalkışmadım. Konuya, gerekçemi tartışarak, çevremdekileri uyarmaya, inandırmaya, onlara kendimi ve söylemimi sevdirmeye çalışarak yaklaştım. Çevremi gücendirmemeye, hiç kimseye saygısızlık, anlayışsızlık etmemeye çok özen gösterdim. Bununla birlikte, kendi Türk kişiliğim gereği, özen gösterdiğim bireysel söz’ümü özgürce kullanmaktan da geri durmadım; bu konuda hiç ödün vermedim. Descartes’ın dört yüz yıl önce yaptığı gibi, “doğru olduğunu açık seçik anladığım yöntemi” bir gün savsaklamaksızın özenle uyguladım. ……….
yeni ders programı
| ANADOLU LİSESİ HAFTALIK DERS ÇİZELGESİ | |||||
| DERS KATEGORİLERİ | DERSLER | 9. SINIF | 10. SINIF | 11. SINIF | 12. SINIF |
| ORTAK DERSLER | DİL VE ANLATIM | 2 | 2 | 2 | 2 |
| TÜRK EDEBİYATI | 3 | 3 | 3 | 3 | |
| DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ | 1 | 1 | 1 | 1 | |
| TARİH | 2 | 2 | - | - | |
| T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK | - | - | 2 | - | |
| COĞRAFYA | 2 | 2 | - | - | |
| MATEMATİK | 4 | - | - | - | |
| GEOMETRİ | 2 | - | - | - | |
| FİZİK | 2 | - | - | - | |
| KİMYA | 2 | - | - | - | |
| BİYOLOJİ | 2 | - | - | - | |
| SAĞLIK BİLGİSİ | 1 | - | - | - | |
| FELSEFE | - | - | 2 | - | |
| YABANCI DİL | 6 | 4 | 4 | 4 | |
| İKİNCİ YABANCI DİL | 2 | 2 | 2 | 2 | |
| BEDEN EĞİTİMİ | 2 | 2 | 2 | 2 | |
| GÖRSEL SANATLAR /MÜZİK | 1 | 1 | 1 | 1 | |
| MİLLÎ GÜVENLİK BİLGİSİ | - | 1 | - | - | |
| TRAFİK VE İLK YARDIM | - | - | - | 1 | |
| TOPLAM | 34 | 20 | 19 | 16 | |
| SEÇMELİ DERSLER | DİL VE ANLATIM | - | (2) | (2)(3) | (2)(3) |
| TÜRK EDEBİYATI | - | (1) | (1) | (1) | |
| MATEMATİK | - | (2)(4) | (2)(4) | (2)(4) | |
| GEOMETRİ | - | (1)(2) | (2)(3) | (1)(2) | |
| FİZİK | - | (2)(3) | (2)(4) | (2)(3) | |
| KİMYA | - | (2)(3) | (2)(4) | (2)(3) | |
| BİYOLOJİ | - | (2)(3) | (2)(4) | (2)(3) | |
| TARİH | - | (2) | (2)(4) | - | |
| ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ | - | - | - | (2)(4) | |
| COĞRAFYA | - | (2) | (2)(4) | (2)(4) | |
| PSİKOLOJİ | - | (2) | - | - | |
| SOSYOLOJİ | - | - | (2) | - | |
| MANTIK | - | - | - | (2) | |
| YABANCI DİL | - | (4)(6) | (4)(6) | (4)(6) | |
| İKİNCİ YABANCI DİL | - | (2)(4) | (2)(4) | (2)(4) | |
| DİĞER SEÇMELİ DERSLER | - | (2) | (2) | (2) | |
| TOPLAM | - | 14 | 15 | 18 | |
REHBERLİK VE YÖNLENDİRME | 1 | 1 | 1 | 1 | |
| TOPLAM DERS SAATİ | 35 | 35 | 35 | 35 | |