2 Ekim 2011 Pazar

zemzeme demdeme

Zemzeme Demdeme – Tanzimat Döneminde Hararetli Bir Tartışma


muhariran

İşitildi yine gülzâr-ı sühanda ma’hûd
Bülbül-i herze-edânın yeni bir zemzemesi
Lâl eder bir gün onu aksederek âfâka
Yine bir bâz-ı fezâ-yı edebin demdemesi [I]

Hiç şüphesiz 1839 senesinde ilan edilen Tanzimat Fermanı, tarihimizde çok büyük değişikliklere sebebiyet vermiştir. Daha çok kendisini sosyal ve iktisadi hayatta gösteren bu değişimler, hukuk ve edebiyat sahalarında da kuvvetli bir şekilde hissedilmiştir. O dönemin insanları edebiyat alanında, Tanzimat’tan sonra âşina olmadıkları edebî türlerle karşı karşıya kaldı.

serveti funun

Servet-i Fünun dergisi

Daha önceleri kendi iç bünyesinde belirli kaideler çerçevesinde gelişme gösteren Divan Edebiyatı, dönemin bazı aydınlarınca yetersiz görülmeye başlanmış, söz konusu münevverler, aydınlığı Batı’nın pırıl pırıl gözüken ışıkları altında aramaya başlamışlardır.

Öteden beri bu sahada şöyle bir mukayese yapıla gelmiştir: “Tanzimat devri edebiyatçılarından Recaizade Ekrem yeniyi; Muallim Naci ise eskiyi temsil eder.” Hatta bununla ilgili olarak iki müeddib arasında, az sonra gazete sütunlarına aksedecek tartışmalar ön plana çıkartılır. İki zıt kutuptan yola çıkarak şöyle alelade bir mukayese yapılmaktadır: Muallim Naci benimsediği fikirler bakımından mutassıp ve gericidir. Bu sebeple tartışmaya girdiği karşı taraf (Recaizade Mahmut Ekrem) yeniliklerin en önde gelen mümessilidir. Halbuki, Ahmet Hamdi Tanpınar, Recaizade’nin kaleme aldığı bazı mukaddimeler bir yana bırakılacak olursa “Onun hiçbir zaman kendisini şiire veremediğini ve yazarı daima bir amatör olduğunu hatırlayarak okumak gerektiği” düşüncesini savunur. [II]

Muallim Naci ise yaşadığı dönem itibariyle Batı’yı hazmetmeden benimsemeye çalışanlara karşı bir tavır alır ve döneminde haklı olarak Servet-i Fünun ekolünün kurucusu kabul edilen Recaizade’nin peyklerinin (Tevfik Fikret, Cenab Şahabettin vs…) şiirde aşırı derecede ileri gitmelerine karşı çıkar.

recaizade ekrem

Recaizade Mahmud Ekrem

Gerçi Naci vefat ettiğinde (v.1893) Servet-i Fünuncular bir dergi etrafında henüz toplanmamışlardı. Hemen üç yıl geçtikten sonra Ekrem’in kanatları altında bir oluşum meydana getireceklerdi. Fakat daha öncesinde teşekkül eden fikirler ve ihtilaflar onları böyle bir topluluğu kurmaya itecekti. Hemen yeri gelmişken belirtelim ki, o dönemde yapılan edebî münakaşalar, bizde Servet-i Fünun’un ve akabinde Fecr-i Âti gibi edebî muhteviyatları haiz ekollerin meydana gelmesine ön ayak olmuştur.

Adı geçen tartışmanın hangi sebeplerden dolayı cereyan ettiğine bakacak olursak şöyle bir tablo ile karşılaşıyoruz: Muallim Naci, devrin bazı mecmualarında ve aynı zamanda kendisinin kayınpederi olan Ahmet Mithat Efendi’nin “Tercüman-ı Hakikat” isimli gazetesinde bir süre şiirler neşreder. Fakat o, birtakım ihtilaflardan ötürü, daha sonra başka gazetelere de geçiş yapacaktır. Kendisinin ilk zamanlarda yazdığı şiirler diğer şairler tarafından da beğenilmiş, hatta daha sonraları münakaşaya gireceği Recaizade Ekrem bile Muallim Naci’nin bir şiirini “tahmis” etmiştir. [III]

Ekrem, dönemin Sultanî mektebinde okutulmak için hazırladığı “Talim-i Edebiyat” adlı kitabına yerli ve yabancı yazarlardan alıntılar yapmıştır. Bunlar arasında Muallim Naci’nin de bulunduğunu hatırlayalım Ne var ki adı geçen eserde bir başka şair, Abdülhak Hâmid’den alıntılar daha fazlaydı.

tercumani_hakikat

Ahmet Mithat Efendi’nin çıkardığı “Tercüman-ı Hakikat” gazetesi

Tanpınar, Muallim Naci’nin Sakız’da iken yazdığı mektuplardan yola çıkarak Naci’nin Talim-i Edebiyat’a karşı oluşunu şahsi bir ihtirasa bağlar. Ahmet Hamdi Tanpınar’a göre Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hâmid’den birçok alıntı yaparak, Muallim Naci’yi ikinci planda bırakmış ve bundan dolayı da Muallim Naci kızarak Talim-i Edebiyat’a şahsi bir düşmanlık beslemeye başlamıştır. Bu noktada şöyle bir mukayese yapılabilir.

talimi edebiyat2

Recaizede Ekrem'in, dönemin Sultanî mektebinde okutulmak için hazırladığı “Talim-i Edebiyat” adlı kitabı

talimi edebiyat

Talim-i Edebiyat'ın iç kapağı






















Eğer Naci, bu itilmişliğe maruz kalmasaydı, Ekrem’in eserini –sırf kendi şiirlerinden alıntılar yaptığı için- beğenecek ve takdir mi edecekti? Sözü geçen tartışmayı savunulan edebiyat anlayışlarından dışarı çıkararak, şahsi ihtiraslara bağlamak, -kişiler tarafından aksi belirtilmedikçe- pek bir kıymet ifade etmemektedir.

muallim naci

Muallim Naci

Recaizade Mahmut Ekrem şiirlerini, Zemzeme [IV] isimli ve belirli aralıklarla bastırdığı üç kitapta toplar. Arada gelişen bazı olayların akabinde, özellikle Recaizâde’nin Takdir-i Elhan risalesi ve üçüncü zemzeme mukaddimesinin yayınlamasından sonra, tartışmalar daha da hararet kazanır. En sonunda bütün bunlara cevap olarak Muallim Naci, Demdeme’yi kaleme alır. [V] Tartışma esnası boyunca karşılıklı ithamlar çok ağır bir seviyeye gelir. En nihayetinde de söz konusu münakaşa devletin müdahalesi ile sona erer. Her iki yazar da kendi düşüncelerini ateşin bir şekilde müdafaa etmiştir. Fakat bunlardan çıkarılan genel yargıların en basite indirgenmiş biçimi günümüze ‘Recaizade Ekrem’in yeniliğe açık; Muallim Naci’nin ise mutassıp ve gerici oluşu’ şeklinde lanse edilişidir.

Halbuki Ekrem’in teşekkülüne ön ayak olduğu Servet-i Fünun şairleri de şiirlerini aruz ölçüsüne göre yazacak ve çoğu zaman divan edebiyatının belirli şekil kalıplarını kullanmaktan geri kalmayacaklardır. Burada dikkati çekilmesi gereken en önemli husus, yenilikten kastedilenin ne olduğu veya ne olması gerektiğidir. İşte mezkur sebepten dolayı edebi tartışmalar, Tanzimat döneminin en dikkate değer meseleleri olmuş ve aylarca hatta yıllarca gazete sütunlarını meşgul etmiştir.

besir fuad2besir fuad3

Beşir Fuad

Ayrıca bir başka husus daha vardır ki, burada zikretmek faydalı olabilir. 1888 senesinde Kitapçı Arakel tarafından bir eser bastırılır. “İntikâd” isimli bu kitap Muallim Naci ile bizde ilk materyalist olarak bilinen Beşir Fuad’ın mektuplaşmalarını ihtiva etmektedir. Mektupların başlangıcı sebebi olarak ise Beşir Fuad’ın Victor Hugo için yazdığı bir eserin karşılıklı bir değerlendirilmesi gösterilebilir. Toplam yedi mektuptan oluşan söz konusu kitapta Muallim Naci’nin dört mektubu bulunmakta ve bu mektuplarda hiçbir zaman onun tutucu ve eskiye bağlı birisi olduğu göze çarpmamaktadır. Örneğin ilk mektubun şu ilk mısraları, Naci’nin aslında edebiyatta yeniliğe -fakat makul biçimde- açık olduğunu bizlere göstermektedir:

Efendim!
Bir zamandan beri gittikçe tevsi’ etmekte olduğu çeşm-i iftihâr ile görülmekte olan matbuât-ı Osmâniye âlemine bir başka arayış vermeğe başlayan âsâr-ı kalemiyenizden bu kere neşrolunan «Victor Hugo» ünvanlı iki cilt bilhassa celb-i nazar-ı
dikkat etmiştir.” [VI]

Naci, fikri itikad olarak kendisi ile tam bir zıtlık teşkil eden Beşir Fuad’ın edebiyata getirmek istediklerinin farkındadır ve bunu da takdire şayan bir şekilde karşılamaktadır. Mektupların devamında da bu durum izlenebilir.

besir fuad

İlk Türk materyalist olarak bilinen Beşir Fuad (sol başta)

Yukarıda da belirtildiği üzere Muallim Naci’nin dönemin bazı ediblerini “yâve-gû”luk (saçma sapan konuşma) ile itham etmesi, onun yeniliğe kapalı değil; aksine laf ü güzaf kabilinden şiirler yazılmasına karşı olduğunu göstermektedir. Eski, beğenilecek tarafları olduğu için kıymetlidir. Yeni ise sindirilebildiği ve adapte edileceği ölçüde alınmalıdır: İkisi bir sentez halinde sunulabildiği takdirde edebî manada bir değer taşıyacaktır.

“Yeni itibar olunan eş’ârımız içinde ma’nâsızları o kadar çoktur ki bunları herkes görmüş olacağı cihetle şurada bir iki misâl irâdına lüzum görmekte ma’nâ yoktur […] Gide gide yâve-gûluk hepimize sirâyet ve taammüm edecek olursa biz edîblerin eslâfa ne derecede tefevvuk etmiş sayılacağımızı hayâl ediniz!” [VII]

“Zaman gelecek ki şiir kelimesinin anlamı, mânâsını kâilinin (söyleyenin) dahî anlamadığı söz şeklinde verilecektir.”

ah şu gençler - turgut özakman

www.sahnetozu.com

AH ŞU GENÇLER

1.PERDE

1.TABLO

(“Perde açık.İleriki bölümlerde kullanılacak dekor parçaları ve aksesuarlar,sahnede uygun biçimde yerleştirilmiştir.Oyuncular günlük giysilerle..)

1.TABLO

(1.Oyuncu,Yönetici,Baba,Anne,Uzman,Genç)

1.OYUNCU!!Televizyonda bir açık oturum.Acıklı bir şarkı ile neşeli bir türkü arasında.....Motor....Klepe! buyrun.

YÖNETİCİ:-İyi akşamlar sayın ve sevgili izleyiciler.Sabırsızlıkla beklediğiniz açık oturum programını açıyorum.Konumuz malum ,konuklarımız bir baba,bir anne,bir uzman ve gençlık adına bir genç.İlk sözü babaya veriyorum,buyurun efendim.

BABA:-Beni bu programa niye çağırdınız hala analmış değilim.Çünkğ benim,bir oğlum var,oğlumla gayet iyi geçinirim.Aramızda hiçbir sorun yoktur.Niye olsun zaten?Ben onu severim,o beni sayar.Her konuda uzlaşırız.Bir gün bile olsun,bir anlaşmazlığa düşmedik.evet,çünkü gençleri anlarım,severim,bayılırım gençlere.....Geçenlerde..........

1.OYUNCU:Hop,hop,hop.....Motor stop.(herkes donar) Şimdi geriye dönüyorum.Yani flash back.....Açık oturumdan iki saat önce,baba evi......

BABA:(Ayağa fırlar) Bana akıl öğretmek senin ne haddine ,beyinsiz herif.Ben televizyonda ne söyleyeceğimi bilmez miyim,odun kafalı?Yıkıl!Deli mi ne?”Çık televizyonda doğruyu söyle “diyor.Oğlum salak oğlum,milyonlarca insanın önünde,seninle hiçbir konuda anlaşamadığı mı nasıl söylerim?”Bu ne biçim baba”demezler mi?Böyle sorunlar konuşulmaz.Ayıptır.Manyak.........

1.OYUNCU:-Motor.

(baba oturur,ötekiler canlanır)

YÖNETİCİ:-Kutlarım efendim.Söz sırası şimdi de sayın annede.

ANNE:-Efendim,ben,her şeyin açık, açık konuşulmasından yanayım.Her zaman doğruyu söylerim.Şimdi de öyle yapacağım.

YÖNETİCİ:--Yapınız efendim.

ANNE:-Gençlik sorunları adlı bu önemli açık oturumu yöneten sayın yöneticimizi yakından tanırım.

YÖNETİCİ:-Sağ olun.

ANNE:Yanımızdaki apartmanda oturuyor.Üç çocukları var,üçü de,iki elim yanıma gelsin sokakta büyüdüler.

YÖNETİCİ:-Aman Mürüvvet Hanım.

ANNE:-Aman zaman dinlemem.,çocukları biz komşular,yetiştirdik.İçki ,kumar bunlarda,ikisi de bir darılıp barışma,kavga,gürültü bunlarda....İnsanın böyle bir açım oturumu yönetebilmesi için en azından.......

YÖNETİCİ:-Stop,stop,stop.....Huzurunuzda pedagog Profesör Selami Altıntop.

UZMAN(Profesör)-Konu önemlidir.Hımmmmm.Önemli olmasa zaten ben burada olmazdım.Gençlik sorunları böyle tartışılarak çözülmez.....Bilimsel soğukkanlılıkl ister.Bakınız Profesör Frankeştayn ne giyor:”Gençl,ik psikosomatik bir fenomen olup korrelasyon katsayısı geometrik olarak çoğalır.”Hımmmm,bu da doğru.

Profesör Maradona .ise ikisine de karşı çıkıyor”Hayır”diyor.”Gençlik entegre ve dinamik bir komplekstir.” Hayret bu da doğru. Hımmmm.

YÖNETİCİ:-Siz şahsen ne diyorsunuz,sayın uzman?

UZMAN:-Benim de bir kızım var,şahsen “illallah”diyorum,en doğrusu bu.

GENÇ:-Şey,şimdi de bir genç olarak,benim düşüncelerimi soracak olursanız..........

YÖNETİCİ:-Özür dilerim,soramayacağız.Çünkü vaktimiz doldu.Sayın ve sevgili izleyiciler,programımız burada sıfır tüketti.Hepinize iyi uykular ,videotik rüyalar dileriz.Şen ve esen kalın.Gülegüle,yine görüşelim.....(Ses gittikçe duyulmaz olur.)Bir dahaki programa kadar.......

2.TABLO

MÜZİK 4 :DÜĞÜN MARŞI

(gelin,damat,1ve8.oyuncu )

(Gelin ve Damat girerler,ötekiler alkışlarlar.Biri fotoğraf çeker.Bir an donup kalma.Düğün hatırası.Müzikte donar ve devam eder,gelinle damat çıkarlar)

1.OYUNCU:Yeni bir veliliğin daha temelini atmış bulunuyoruz.

8.OYUNCU:Hayırlı ve uğurlu olsun efendim.

1.OYUNCU:Ama nasıl bir evlilik bu?Bilinçli,sağlıklı,dengeli bir evlilik mi?Yoksa gelişi-güzel,hesapsız-kitapsız,rast gele bir evlilik mi?İsterseniz birkaç yanlış evliliği sergileyelim .

3.TABLO

(anne,kız,koro,1.Oyuncu)

ANNE:Ah Nebiş..... Gel kızım gel.

KIZ:-Ne oldu anne?

ANNE:Talih kuzusu İbrahim,başımıza kondu.

KIZ:-Kim bu İbrahim?

ANNE:-İbrahim.İbo.Süper İbo.Her eve lazım.

KIZ:-ne istiyor?

ANNE:-Seninle evlenmek.İbo’yu şimdi al, kazan.

KIZ:Özelliği ne?

ANNE:Hiç sorma kızım.İbo’da atlar,katlar,yatlar,milyarlar var,milyarlar.

KIZ:-Acaba akıllı mı?

ANNE:-Zengin,hırslı.

KIZ:Genç mi,yakışıklı mı,anlayışlı mı?

ANNE:Para babası.

KIZ:-Ya mutlu olmazsak.

ANNE:İbo’yla her şey daha güzel.

KIZ:Bilmem ki.....

ANNE:Düşünme kızım.İbo’dan üstünü yok.

KORO:iiii

ANNE:İyi,

KORO:Be,

ANNE:Becerikli,

KORO:O.

ANNE:Olgun.

KORO:İİİİBOOOOOO

ANNE:Süpünür,döver.

KORO:İbo,İbo,İbo

ANNE:-Genç İbo,iyi damattır.

KORO:Ram para pam pam pampam....

4.TABLO

(1.oyuncu,anlatıcı,Ercüment,Şazimend)

1.OYUNCU:Aslı bozuk işin taklidi bu kadar olur.Şimdi de üçüncü örneğe geçiyoruz.Fotoromantik üslupta..

ANLATICI:Bir Perşembe sabahıydı.Şazimend’le Ercümend,alınyazılarına doğru yürüdüler.Bir otobüs durağında karşılaştılra.Bakışları buluştu.Ercümend’in kalbi eski moda bir lokomotif gibi yürümeye başladı.

KORO:Cuf cuf cuf cuf...

ERCÜMEND:Yarabbim.

ANLATICI:Şazimend’in ceylan gibi ürkek,deniz gibi civelek yüreğinde ise ,bir keman çalmaya başladı....

ŞAZİMEND:O Tanrım.

ANLATICI:Ve yirminci yüzyılın en hızlı,en yaşlı aşkı başladı.

ERCÜMEND:Yıllardır seni arıyorum şarkılarda,şiirlerder....Benimle paylaşır mısın hayatı ve ölümü?

ŞAZİMEND:Benim yüreğim de yıllardır senin için çarpıyordu....

ERCÜMEND:Benimle evlenir misin?

ŞAZİMEND: Evet.

ERCÜMEND:Adın ne?

ŞAZİMEND:-Şazimend.Seninki?

ERCÜMEND:Ercümend.Ama sen Ercü de bana.

ŞAZİMEND:Ercü.

ERCÜMEND:Gel,hamburger yiyip geleceğimizi konuşalım.

ŞAZİMEND:Geleyim canım.

ANLATICI:El ele yemyiri sevdalı yürüyüşle uzaklaştılar.

5.TABLO

(1.oyuncu,kepli kız ,ibo,osman efendi,ercümend,anne)

1.OYUNCU:-Şöyle ya da böyle evlenir işte insanlar.Derken doğa yasaları işlemeye başalr.

KEPLİ KIZ:İbo Bey.....Bir oğlunuz oldu.

İBO:-Neee?Hah hah hah....Erkek adamın erkek çocuğu olur.Onu kendim gibi yetiştireceğim....Erkekçe.....

KEPLİ KIZ:Osman Efendi....Sizin de nurtopu gibi bir kızınız var..

OSMAN EFENDİ:-Neeey!Lan hatun ,bu muydu acarlığın?Bir de senin için üçyüzelli bin kayme saydk.Ben şimdi bubamın yüzüne nasıl bakarım.

KEPLİ KIZ:-Ercümend Bey.

ERCÜMEND:-Seni dinliyorum ey beyaz melek.

KEPLİ KIZ:Seninki üçüz.

ERCÜMEND:Ahhh.....Beni bu kadar sevme demiştim o aptal kadına.Biitttiiiim.

6. TABLO

(1.Oyuncu,Baba,Çocuk,7.Oyuncu)

1.OYUNCU:Önce buyurun,çocuğu ile çok yakından ilgilendiren bir baba.

BABA:(Elinde kronometre)Haydi çocuğum,başla.

ÇOCUK:Ka-Kaya To-to-to-topu tu-tu-tut

BABA:Bravo,çok güzel.Üç kelimelik bir cümleyi bugün 7 saniye beş salisede okudun.Aferin oğlum.Şimdi dikkat et,matematiğe geçiyoruz.Matematik önemlidir.Benim matematiğim çok iyiydi.Sen de,tıpkı benim gibi olmalısın.Hazırsın değil mi?Güzel,bir kere birkaç eder?

ÇOCUK:Bir kere bir.....

BABA:Bravp

ÇOCUK:Bir kere bir.....

BABA:Fevkalade.

ÇOCUK:Bir kere bir,iki eder.

BABA:Hayır.

ÇOCUK:On bir eder.

BABA:Salak mısın sen?Söyle,bir kere birkaç eder?Çabuk,haydi,yürü,koş.

ÇOCUK:Bir kere bir....

BABA:Haydi oğlum,çıldırtma beni....Haydi dedim.

ÇOCUK:Bir kere bir,bir kere bir...

7.OYUNCULFısıldar):Bir eder.

ÇOCUK:Bir eder.

BABA:Bravoooooo.Benim aslan oğlum....Dahi oğlum....Bugün bir kere birin kaç ettiğini 36 saniyede bildin.Müthiş bir gelişme bu....Herkes bir dahinin babası diyecek bana.Çok yakında.Aman beni mahcup etme.Şimdi tarih sorularına geçiyorum.Hazır mısın?

-Osman Bey kimdir?

ÇOCUK:-Dayım.

BABA.:-Yahu bu eve bile zor girebilen o pişpirik dayın,koskoca tarihe nasıl girebilir a evladım.Bir düşünsene .Bir daha soruyorum,iyi düşün!Osman Bey kimdir?Tamam,yeteri kadar düşündün.Söyle şimdi ne düşündün?

ÇOCUK:Fiıstıklı dondurma.

BABA:Yapmaaaaaa........

7.TABLO

(1.OYUNCU,BABA,ANNE,ÇOCUK)

1.OYUNCU:-Bir yanlış örnek daha!Sevgili çocukları ile yine çoook yakından ilgilenen bir ana-baba.

BABA:-Neriman...Neriman.

ANNE:Yine ne var?

BABA:-Gel buraya sorumsuz kadın.

ANNE:Anlanmadım?

BABA:-Ben sana bu çocuğu sokağa bırakma,terbiyesiz olur,ahlakı bozulur demedim mi?Yine sokaktaydı!

ANNE:- Dedinse dedin.Ne yapayım?Bütün gün deli güllabiciliği yapamam ki.O kadar kıymetliyse,koy cebine,işe götür.

BABA:-Çocuğun yanında benim böyle konuşma...Ağzını yırtarım.

ANNE:-cart,bkaba kağıt.

BABA:-Bir daha söyle.

ANNE:Aman sen de,açma öyle gözlerini yabani kurbağa gibi.

BABA:Yabani ve zebani kurbağa senin anandır.

ANNE:-Rezil herif.

BABA:Tüüü,densiz kadın

ANNE:-Ahlaksız.

BABA:Ulan sen anaysan,ben de Napolyon Bonapartım.

ANA:Sen ana nedir bilir misin ayol?

BABA:Benim anam,anaydı ana.

ANA:-tuzla da kokmasın.

BABA:-Ölmüş anama dil uzatma,ben senin .....

ANA:-Asıl ben senin....

BABA:Yuh sana.

ANA:.Asıl sana yuh.

BABA:Kepaze.

ANA:-Sefil.

BABA:Utanmaz.

ANA:-Arlanmaz,

BABA:-Kaknem.

ANA:Dümbelek.

BABA:Cadı.

ANA:Hortlak.

ÇOCUK:-Yeter be.

ANA:-Neeee?

ÇOCUK :-Yeter be.

BABA:-“Be” dedi.

ANA:-Dedi.

BABA:-Anladın mı şimdi?Neriman niye çıldırıyorum bu çocuğu sokağa bırakma diye?Ahlakı bozuluyor karıcığım.Bugün”Be” diyen,yarın Allah korusun,çok affedersin”ulan”der.Neriman ne yaparız o zaman.

ANA:Hiii....sahi ne yaparız o zaman?

BABA:Yaaaaaaa?

8.TABLO

(1.OYUNCU,2.BABA,ORHAN)

1.OYUNCU::Yaaaa.Artık yanlış örnekleri bırakıp...

2.BABA:(Nara atar)Haaaaaaaayyyyttt.

1.OYUNCU:-Oooooo,sırada neşesini bulmuş bir baba daha varmış.Merhaba efendim.

2.BABA:-(Sarhoştur,elinde ağzı açık bir bira şişesi vardır.)Uç yoksa duman ederim.

1.OYUNCU:-Anladım.(uçar)

2.BABA:Orhaaaaaannnn.

ORHAN:-Efendim.

2.OYUNCU:Gel ulan buraya zübük.

ORHAN:-Efendim.

2.BABA:-Yaklaş...Yeter....(Baba sallanır.)Sallanma hergele.Kaşımda dimdik duracaksın.Put gibi.Anladın mı?

ORHAN:-Anladım.

2.BABA:Güzelll.Öyleyse bu ne?,

ORHAN:Bira şişesi.

2.BABA:-Kim açtı bu şisesi....Şişeyi?

ORHAN:-Ben.

2.BABA:Niye?

ORHAN:-Tadı nasıl diye merak ettim.bir yudum içtim.

2.BABA:-Ulan ben sana içki içmeyeceksin dememiş miydim?Ha?Öküz aleyhisselam.Bir daha görürsem şerefsizim seni kuşbaşı doğrarım...Bademciklerini sökerim.Dalağını alırım.Küstah herif.Def’ol......Ben senin yaşındayken babamdan izinsiz işkembe çorbası bile içmezdim.Günafkar herif.tövbe estağfurullah.Kim azdırıyor bu çocukları böyle yahu?Lanet olsun.,yine kafam bozuldu işte.Muallaaaaa...Muallaaaaaaaa...Birtanem...nerdesin?

9.TABLO

(1.oyuncu,ana,çocuk,baba)

1.OYUNCU:-Son olarak bir yaş gününü izleyelim ve bu bölümü kapatalım.

Bu bölümde çocuğu ben oynayacağım çünkü tam tipim.

ANA:-Oğulcuğum bak,baban sana ne almış?Çuf,cuf,düt,düt.

ÇOCUK:-Cuf cuf.

BABA:-Bayıldın değil mi köftehor.

ÇOCUK:-Düt,düt,düt.

BABA:Dur ,kıracaksın.Kırarsan gözünü patlatırım,ona göre.

ANA:-Oyna da biraz çocuk öğrensin bari.

BABA:Bak da öğren,hergele,şimdi bu cuf cuf düt düt istasyonda duruyor.tamam mı?

ÇOCUK:-Veh....veh....

BABA:Birazdan gidecek.Dikkat dikkat!Anadolu Ekspresi 1.perondan hareket etmek üzeredir.

ÇOCUK:Cuf cuf.

BABA:Rahat dur,oynuyoruz işte,daha ne?Dikkat ,dikkat

ÇOCUK:Düt düt.

ANA:Aaaa sus be oğlum.Ne güzel oynuyor işte.

BABA:-Anadolu Ekspresi 1.perondan hareket etmek üzeredir.

ANA:Ayol sen şey ol,yaşlı koca ol,ben de karısı olayım.Seni uğurlamaya gelmişmişim...

BABA:-Harika...(Taklitle)Öhöhö.Allahaısmarladık iki gözümün nuru.....

ANALKatılır)Selametle Şemsettin Bey.

BABA:Hariks,

ÇOCUK:Cuf cuf.

BABA:-Sus.

ANA:-Aman perhizinize dikkat edin.

BABA:Sen de ilçalarını muntazam al....

ÇOCUK:Düt düttt.

ANA:Dur be çocuk.

BABA:-Hırkam bavulda mı?

ANA:Merak etmeyin.Tükrük hokkanızı da koydum.(Kahkaha ile gülüp sarılırlar)

ÇOCUK:(Biraz sinirli)Çuf çuf,düt düt.

BABA:-Kes,yersin tokadı.

ANA:Uslu durun e mi İstanbullarda....

BABA:-Ben senin üzerine gül koklar mıyım dilberim?(Treni hareket ettirir)Düüüüüt düüüüüüüüttt....

ANA:Aaaaa,aaaaagidiyorsunuz.

BABA:Ya,maşallah,tam vaktşinde kalktı....

ANA:-Güle güle Şemsettin Bey.

BABA:Allaısmarladık Dilruba.

ANA:Kapatın pencereyi,üşüyeceksiniz.

BABA:Harika(Kahkaha ile sarılır oyuncak tren ezilir)

ÇOCUK:-Anneee...babaaaa.sizin eeeee’eeee saatiniz gelmiş,hadi odanıza.

10.TABLO

(1.OYUNCU,ERKEK,YARGIÇ,SPİKER)

1.OYUNCU:-Bir de lastiği patlamış evlilikler var.....

ERKEK:-Evet sayın yargıç.Aaaşk şle evlenmiştik.Evlenemezsek ölürüz sanıyorduk.Gözümüz dünyayı görmüyordu.Altı kız,altı oğlan çocuğumuz olacak,sonsuza kadar mutluluk içinde yüzecektik.Ama daha 1.çocukta pes ettik.

KADIN:-Anlaşamıyoruz sayın yargıç.Anlaşmamıza imkan yok.Fenerbahçeliymiş meğerse,ben Galatasaraylıyım.tulum peynirine bayılıyormuş,ben nefret ederim.O iskambil falına inanırım.Söyleyin.Bir arada yaşayabilir miyiz?

KORO:-Boşandınız.

İKİSİ:Yeh-huuuu

ERKEK:Ohhhh.

KADIN:Dünya varmış.

1.OYUNCU:Peki,çocuk.

KADIN :Sahi bir de çocuğumuz vardı.Al canım,senin olsun.

ERKEK:Yooo,sen ona benden daha iyi bakarsın.

KADIN:-Öyle deme.Annen ne güne duruyor?O baksın.Hem ben artık çalışacağım.

ERKEK:Çok sorumsuzsun.

KADIN:Asıl sorumsuz sensin.

SPİKER:-Top şimdi annede...Maç hızlı başaldı.Anne nefis bir Maçla.....Oooooo baba topu çok iyi karşıladı....servis sırası şimdi babada.Baba annenin bir boşluğunu arıyor....arıyor....Topu elden çıkardı.Anne havada kaptı ve gerş yolladı.Maç gittikçe heyecanlı olmaya başladı.Bab yakaladı ve anında çevirdi topu....anne topu yakaladı,kendi etrafında dönüyor,dönüyor,dönüyor ve fırlattı...Top uçtu,uçtu....uçtu....Alan dışına çıktı.Kalabalığa karıltı.top kayboldu.....top aldı başını gitti.Hakem,iki tarafı da yenil ilan etti....Haksıx da değil.Küçücük bir topa sahip çıkamadılar..

1.OYUNCU:-Bunun tersi de var.

ANA:Bırak çocuğu,o benim.

BABA:-Hayır benim....ben de kalacak.

ANA:Canavar.

BABA:-Vicdansız.

ANA:Haydut..

BABA:Eşkıya.

ANA:Bırak diyorum.

BABA:Sen bırak.

11.TABLO

(1.OYUNCU,KIZ,OĞLAN,B.OĞLAN,B.KIZ)

1.OYUNCU:Yıllar sel gibi akar.Dünün cimcimeleri ,ufaklıkları birdenbire selikanlı oluverirler.

KIZ:Anneeee,babaaaa.Koşun.Ali traş oluyor.

KORO:-Oooooooo

OĞLAN:Baba,anne bakın bakın,Ayşe ruj sürmüş.

KORO:Yoooooo.

KIZ:Anneeeeee,ağabeyim aşk romanı okuyor....

KORO:-Yaaaaaa

OĞLAN:Babaaaaaaaa.Ablam annemin topuklu ayakkabısını giyiyor.

KORO:Aaaaaaaa?

B.KIZ:-Anneeee,babaaaa....bende ruj sürmek,topuklu ayakkabı giymek istiyorum.

KORO:-Neeee?

B.OĞLAN:Ben de traş olmak,ben de aşk romanı okumak istiyorum.

KORO:Neeeeee?

12.TABLO

(1.OYUNCU,KIZ,ANNE,BABA,KORO)

1.OYUNCU:-Bunlar doğal gelişimler.Bu sırada genç insanlara sabırla,anlayışla yardımcı olan,yol gösterenlere selam olsun...Biz yanlış örnekleri sergilemeye devam edeceğiz.Bir ev.

KIZ-Anne,bugün bulaşığı ben yıkayayım.

ANNE:Hayır,herşeyi kırarsın.

KIZ:-Öyleyse kek yapayım.

ANNE:-Hayı,r mutfağı alt üst edersin.

KIZ:-İnsan yapa yap öğrenir bir işi.

ANNE:Bir de ukalalık ediyor.

KIZ:-Baba,beni sinemaya götürür müsün?

BABA:-Vaktim yok.

KIZ:Tiyatroya götür öyleyse.

BABA:-İşim çok.

KIZ:-Ben gideyim.

BABA:-Olmaz.

KIZ:-Kapının önüne olsun çıkamaz mıyım?

BABA:-Çıkamazsın.

KIZ:Televizyon seyredeyim?

BABA:Ders çalış.

KIZ:-Bir arkadaşımı çağırayım bari,ne olur?

ANNE-BABA:-Ha-yır.

KIZ(Tepinerek bağırmaya başlar)Aaaaaaaaaaa

ANNE:Farkında mısın Zülfü,bu kızda bir anormallik başladı.

BABA:Haklısın karıcığım,neden acaba?

KORO:Ah şu gençler.

-2-

1.BÖLÜM

1.OYUNCU:İkinci bölümde kendimizi eleştirecektik.Bize sahnedekiler öz eleştiriye hazırız.(Seyircilere)Siz de hazır mısınız?Öyleyse müzikalimize iki genç arkadaşın sabah sohbetiyle devam ediyoruz.Beden hareketleri ile takviye edilmiş çağdaş bir günaydın programı.

ERKEK:Ooooo,ne haber lan?(omuzuna vurur)

KIZ:Ne olsun be annem(o da vurur ve )

ERKEK:Ne yaptınız psikopat oğlanla?

KIZ:Allah kahretsin,kıronun tekiymiş....Ben turlayalım biraz diyorum.

ERKEK:Eeeeee...

KIZ:O da illa bir biracıya girelim,şamata koyalım diyor.

ERKEK:Yapma be......

KIZ:Biz böyle itişirken ağabeysi gelmez mi?

ERKEK:Allaaah,nasıl bir şey?

KIZ:Boş ver....Bunalım herifin teki,biraz gır geçeyim dedim.....

ERKEK:Yemedi ha?

KIZ:Yemedi of....Ben de sıkılığ ayrıldım....

ERKEK:Öyleyse akşama görüşürüz be annem....

KIZ:Oldu koç.Çavvvv.....

(erkeği aşırtıp yere atar),,

1.OYUNCU:Büyüklerin gözüyle böyle görünüyoruz demek ki.....

8.OYUNCU:Hayret....

2.BÖLÜM

(1.oyuncu,baba,tezcan,anne,büyük anne,ağabey,doktor)

1.OYUNCU:Şimdi ayaklarınızın ucuna basa basa bir eve girelim ve bir kız arkadaşımızın aile içindeki durumunu gözetleyelim.

(aile yerini alır,genç kızımız Tezcan elini seyretmektedir.)

BABA(ağabey ile tavla oynamaktadir,zar atar)Allaaaah şeşbeş.....Tezcan kızım koş bana bir bardak su getir.Heyecandan boğazım kurudu,ağabeyini mars ediyorum,mars.

TEZCAN:Aman babaaaaa..

BABA:Kırk yılda bir şaşırdım da bir bardak su istedim be kızım.

TEZCAN:Üffff babaaaaa....

ANNE:(önünde önlük,ellerinde bulaşık eldivenleri)Tezcan ,evladım,gel de şu bulaşığa yardım et....

TEZCAN:Aman anneeee....

ANNE:Ayok,yemeği yaptım,sofrayı kurdum,kaldırdım....Hiç olmazsa....

BABA:Yahu,babasına bir bardak su getirmeye üşenen,bulaşığa yardım eder mi hiç?

TEZCAN:Aaaayyyy babaaaaa......

BÜYÜK ANNE:(gözlüklü, bir ara dikiş dikmektedir)Tezcan,evladım,önlüğünü getir de eteğini dikeyim,sökülmüş, öyle geziyorsun.

TEZCAN:Öf ananeeeeee,ööööfff

BÜYÜK ANNE:Hayırdır inşallah,nooldu şimdi?

BABA:Babasına bir bardak su yetiştirmeyen çocuk.....

TEZCAN:Aman babaaaaa........

AĞABEY:Tezcan,bari zahmet olmazsa saati söyle de,babana saat kaçta mars oldum,tarihe geçsin.

TEZCAN:Bu evde yaşanmaz.(çıkar)

BABA:Bu kızın adını iyi ki Tezcan koymuşuz,ya yanılıp da Nazlı koysaymışız?

TEZCAN:(İçerden)Aman babaaaaaa......

1.OYUNCU:Aramızda sorunlarımıza cevap vermek üzere bir uzman bulunuyor.Doktor Bey,arkadaşımız çocuk felci olmasın?

DOKTOR:Hayır efendim gözlerime göre, turp gibi efendim.

1.OYUNCU:Peki,niye hiç bir işin ucundan tutmuyor?

DOKTOR:İtiraf edeyim, bir birilim adamı olarak ben de merak içindeyim,kendisine soralım,lütfen.

1.OYUNCU: Peki efendim... Tezcan...

TEZCAN:Amaaaan siz deeeeeee.....

3.BÖLÜM

(1.Oyuncu, Delikanlı, Anne, Konuşmacı, Baba, Semra, Hala, Doktor.)

1.OYUNCU:Şimdi sırada Tezcan’ın tam tersine, fevkalade atak, canlı,hayat dolu bir erkek arkadaşımız var... (Yeni aile yerini alır, delikanlı TV seyretmektedir.TV’de bir sayın konuşmacı şiir okumaktadır.)

DELİKANLI:Anne beee... Kırk saat önce bir erik istemiştik.

ANNE:Ah affedersin oğlum,bende akıl mı kaldı,getiriyorum.

KONUŞMACI’’Ağır ağır çıkacaksın,bu galiba..Baba, teybi tamire vermiştin nooldu?

BABA:Yarın akşam alacağım.

DELİKANLI:Dünde öyle demiştin.

BABA:Bitirememiş, ne yapayim?

DELİKANLI:Otur,başında bekle de bak nasıl yapar, tembel bunlar, yarın akşam uğra al ,ama,gözünü seveyim üşengeçlik etme...Anneee erik nooldu?

ANNE: (İçerden)Yıkıyorum oğlum.

DELİKANLI:Çabuk ol, maç başlayacak birazdan.

KONUŞMACI:’’Yaş otuzbeş,yolun yarısı eder.’’

DELİKANLI:Bitmedi gitti şu sağlık programı da.. Halla be, halacığım, hadi şu süveterimi getir, nolursun.Hava serinledi galiba. (hala dışarı çıkar) Semraaa.Heyyyy. Sağır sultann..

SEMRA: (İçeriden) Yine ne istiyorsun?

DELİKANLI:Yine demez mi? Gazeteyi getir haydi..Uyuşuk. Yerinden kımıldamıyor yahu,batık tanker gibi.

KONUŞMACI:’’Deli eder insanı bu dunya, Bu gece, bu yıldızlar,bu koku.’’

DELİKANLI:Kalp,yaşlılık derken şimdi de deliliğe geçti,amma yutturmaca program yapıyorlar haa,(Semra gazeteyi getirmiştir.)değilmi baba? Hala,ne oldu bu suya yahu?

HALA:( Elinde süveterle girer.)Ne suyu, sen benden süveterini istedin.

DELİKANLI:Hadi bir bardak su getir.. Soğuk olsun ama.. Büyük bardakta..anneeee,tuzu unutma.

BABA:Tuzu da kalk sen al.

DELİKANLI:Anladım.

BABA:Tuzu da kalk sen al.

DELİKANLI:Allah,Allah.. Ne olmuş yani çalışsınlar biraz..İşleyen demir ışıldar..Yuvarlanan taş yosun tutmaz..tembele iş buyur,sana akıl öğretsin..

KONUŞMACI: “ Dur yolcu..”

DELİKANLI:Durursam şerefsizim.(Öfke ile çıkar.)

1.OYUNCU:Doktor bey.

DOKTOR:Bana bir şey sormamanızı rica edeceğim.Biraz sinirlendim, tansiyonum yükseldi, çarpıntım var,kan şekerim düştü.. Siz nasılsınız beyefendi?

BABA:Niye şaştınız doktor bey?

DOKTOR:Önemli değil..Kanallarım karıştı siz devam edin

4.BÖLÜM

(1.oyuncu , Kız,Baba,Anne,Doktor.)

1.OYUNCU:Şimdi,anlayışlı,Kavrayışlı bir arkadaşımızı izleyeceğiz

KIZ:(Tepinir.) İsterim , isterim,isterim...

BABA:Ne istiyor bu?

ANNE: Lastik pabuç.

KIZ:( Tepinir.)Değil,deği,değil...

BABA:Ya ne.

KIZ:Konvers

BABA:Buyur?

KIZ:(Tepinir)Konvers,konvers,konvers..

BABA:(Anneye)Hani lastik pabuçlar?Bu başka bir şey.

KIZ:Daha konversin ne olduğunu bilmiyor.(Tepinir.)Ölmek,ölmek,ölmek istiyorum.

BABA:Ne olduğunu ne bileyim evladım kuş mu, çiçek mi,söylede öğreneyim.

ANNE:(Yine sakin.) Lastik pabuç.

KIZ:(vurgular.)Konvers.

ANNE:Senin ağlayacağın söylediği marka lastik pabuç.

KIZ:İsterim,isterim,isterim.

BABA:Emme basma tulumba gibi niye tepiniyorsun a canım kızım,madem o marka pabuc gereki,başüstüne Bugün aylığımı zamla aldım zaten,Allaha bin şükür,tam .......lira,yaa...Kaçaymış bu papuçlar?

ANNE:.......

BABA:Düzüne ile satıyorlar meredi?

ANNE:Bir çifti.......Lira!

BABA:Aman kızım,sen bu papucları giyince,yüzmetreyi on saniyenin altında koşacaksan,helal olsun,boğazımızdan keser alırız.niye istiyorsun bu papucları?

KIZ:Filiz’in var,Şeniz’in var,Yeliz’in var...Hale’nin var ,Jale’nin var,Lale’nin var...

BABA:Bizim de harcımız var, borcumuz var,kiramızvar..Amapeki alacağım!

1.OYUNCU:İki ay sonra bir akşam üstü.

BABA:Kızıım,yavrum,gel,gel,bak sana ne aldım.

KIZ:Ne aldın?

BABA:Bak.

ANNE:Bak.(konvers gösteriler.)

KIZ:(Soğuk)Aaa, e bu konvers

BABA:Ya,ya ,Kovers ya,sononda başardım aldım kızım.

KIZ:Ama konversin modası geçti baba,nayk moda,nayk,çok geç kaldın.

BABA:(Bir esten sonra) Şimdi de ben,ölmek,ölmek,ölmek istiyorum

1.OYUNCU:Buda böyle bir sahneydi.Doktor bey, acaba,bu sahne hakkında..

DOKTOR:(Tepinir)Hayır,hayır,hayır,bu akşamada hiçbir şey söylemek istemiyorum.

5.Bölüm

(1.Oyuncu,Anne,Delikanlı,Baba)

1.OYUNCU:Anladım efendim.Şimdi,çalışkan,sorumluluğunu bilen bir arkadaşımızı gözleyeceğiz.

(Delikanlı yüzükoyun uzanır.roman-galiba resimli roman okumaktadır.)

ANNE:Oğlum.Yarın sınavım var demiştin.

DELİKANLI:Ne olmuş?

ANNE:Osaçma sapan şeyleri okumayı bırakıp da biraz ders çalışsan.

DELİKANLI:Git başımdan allahaşkına.

ANNE:Bu yıl ikinci yılın evladım.

DELİKANLI:Naaapalım?

ANNE:Bu yılda sınıfta kalırsan.

DELİKANLI:Kalmam.

ANNE:Belge alırsan.,

DELİKANLI:Almam.

AANE:Geçen yıl da kalmam diyordun.

DELİKANLI:Yeter.

ANNE:Kaldın ama.

DELİKANLI:Eeee,rahat bırak,ben ne yaptığımı biliyorum.

ANNE:Peki evladım.

1.OYUNCU:Altı ay sonra,baba,oğul ve anne!

BABALÜzüntü içinde elindeki karneyi sallayarak).Bu ne bu oğlum,doğrudan sınıfta kalmışsın,belge almışsın.

DELİKANLI:Kalmadım baba,bıraktılar.tarihçi taktı,fizikçinin garezi vardı.İngilizceci düşman oldu,Türkçeden geçiyordum gözüme güneş girdi,saha çamurdu,rüzgar ters esiyordu.Hakem taraf tuttu,kimyacı ofsayttann gol attı!Vallahi baba.Top yuvarlaktır baba,sınıfta kalmak da var,geçmek de....Ben kaldım,şansım tutmadı.

ANNE:Eeeee,uyarmıştım oğlum.

DELİKANLI:Anne,yapma,gururumla oynuyorsun,gururumla oynatmam.

1.OYUNCU:Doktor bey acaba...

DOKTOR:ssssss,pssssss,zssssssst

6.BÖLÜM

(1.Oyuncu,3.Oyuncu,Koro)

1.OYUNCU:Peki efendim..Anladım...Başüstüne.. Eveet şimdi de..

3.OYUNCU:Bir şarkı.

1.OYUNCU:Durup dururken.

3.OYUNCU:Durup dururken müzikal bu zaten.

KORO:Evet...

1.OYUNCU:Öyleyse durup dururken bir şarkı.Orhan Veli’den.Anlatamıyorum.

MÜZİK 9 : ŞARKI

‘’Anlatamıyorum’’

Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda

Dokuna bilir misiniz gözyaşlarımı ellerinizle

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu

Bu derde düşmeden önce

Bir yer var biliyorum,

Herşeyi söylemek mümkün

Epeyce yaklaşmışım,duyuyorum,

Anlatamıyorum.

(Hepsi dalarlar, iç çekişli bir sessizlik.)

7.BÖLÜM

( 1.Oyuncu,1.Genç,2.Genç, 3.Genç,Doktor,4.genç,Tezcan,K.kız,Koro)

1.OYUNCU:Uyanın gençlar uyanın.. Kendimizi eleştirmeye devam ediyoruz. Şimdi,sokakta top oynayan arkadaşlarını seyrederken,balkonlarda,pencerelerde insanlar olduğunu bir an bile unutmayan,üç görgülü, centilmen ve kibar arkadaşımızı izleyeceğiz..(Üç genç yerini alır.)Başla.

1.GENÇ:Öyle mi vurulur..

2.GENÇ:O güzelim topa.

3.GENÇ:Ayıı..

ÜÇÜ:Yuh ulan be yahu.

2.GENÇ:Arkana baksana dangalak..

3.GENÇ:Sarıl

1.GENÇ:İndir yere hıyarı.

ÜÇÜ:Yuh ulan be yahu..

2.GENÇ:Pas versene..

1.GENÇ:Boşta adam var...

3.GENÇ:Kör müsün inek..

ÜÇÜ:Yuh ulan be yahu....

3.GENÇ:Çalım yapma..

2.GENÇ:Kaptıracaksın topu...

1.GENÇ:Dangalak...

ÜÇÜ:Yuh ulan be yahu.

3.GENÇ:Haydi oğlum.

1.GENÇ:Kooş..

2.GENÇ:Şey oğlu şey

ÜÇÜ:Yuhulan be yahu.

1.OYUNCU:Doktor bey konuşursa bu kibar arkadaşlarımızın neden bu kadar centilmen olduklarını anlayacağız.Dok...

DOKTOR:Yok.

1.OYUNCU:Peki anladım kızmayın.

4.GENÇ:Bu doktor birşeye sinirlendi ama acaba neye sinirlendi?

TEZCAN:Aman siz de....

KONVESÇİ KIZ:Boş verin,boş verin,boş verin.

DELİKANLI:O da beklemediği köşeden gol yedi galiba.....Ha,ha,hahaha....

KORO:Ah şu gençler

8.Bölüm

1Oyuncu,Öğretmen,1.Öğ.,Bir Öğ.,Osman,Doktor,Mehmet)

1.OYUNCU:Şimdi de iki öğrenci tipini sergileyeceğiz..Aslında tip çok da sergilemeye zaman yok..Yerlerimizi alalım arkadaşlar.(Öğrenciler yerlerini alırlar, öğretmen de.) Yine bizim sınıftayız.

ÖĞRETMEN:Söyleyin bakalım,Estergon kalesi nerdedir? (Kapı verulur)Geel.

1.ÖĞRENCİ: (Güya nefes nefese.)Öğretmenim affedersiniz,biraz geciktim.

ÖĞRETMEN:Biraz diyor,yahu bu üçüncü ders, dersin de sonu, niye geç kaldın?

1.ÖĞRENCİ:Anlatayım öğretmenim, evden tam zamanında çıktım öğretmenim,dolmuşa bindim,dolmuş trenle çarpıştı, yedi ölü, on altı yaralı verdik, ben sağ sağlim kurtuldum ama, yetişemedim öğretmenim.

ÖĞRETMEN:otur,geveze.

1.ÖĞRENCİ:Başüstüne öğretmenim.(Yerine geçer)

ÖĞRETMEN:Ne sormuştum?

1.ÖĞRENCİ:Estergon kalesinin nerede olduğunu.

ÖĞRETMEN:Güzeel,kaza zede, söyle bakalım, estergon kalesi nerededir?

1.ÖĞRENCİ:Öğretmenim, üzülmeyin diye söylememiştim,geçenlerde süt kardeşim ölmüştü,dün helvasını yaparken tüp gaz patladı.Bütün eşyalarımız yandı,bu arada affedersiniz tarih kitabımda yandı, bu yüzden çalışamadım,özür dilerim.

ÖĞRETMEN:A benim talihsiz oğlum, sen geçen ayki ödevinide vermemişşin ki?

1.ÖĞRENCİ:Çok haklısınız öğretmenim, babam balkondan düşmüştü,her gece hastaneye gittim.

ÖĞRETMEN:Başka kimse yok muydu?

1.ÖĞRENCİ:Yoktu öğretmenim babam balkondan düşünce, buna çok üzülen annen kalp kırizi geçirdi,kardeşiminde heycandan dili tutuldu,halamın da...

ÖĞRETMEN:Yeteeeerrrr.......

1.ÖĞRENCİ:Peki öğretmenim.

1.OYUNCU:Şimdi bir başka öğrenci.

ÖĞRETMEN:147 Osman Şaşkın bakkal

OSMAN:Burda.

ÖĞRETMEN:Ödevini getir.

OSMAN:Getiremem.

ÖĞRETMEN:Niye?

OSMAN:Hazırlamadım.

ÖĞRETMEN:Yine mi?

OSMAN:Çok önemli bir konuda araştırma yapıyordum,Onun için hazırlayamadım.

ÖĞRETMEN:Yaaa,neyi araştırıyordun oğlum?

OSMAN:Dahilerin öğrencilik yıllarını.

ÖĞRETMEN:Üç yıldan beri bu okulda kütüphanenin nerde olduğunu araştırmamış olan sen, dahilerin öğrencilik yıllarını araştırdın öylemi?

OSMAN:Evet.

ÖĞRETMEN:Anlat öyleyse.

OSMAN:Peki.Modern fiziğin kurucusu olan Aynş tayn çok kötü bir öğrenciymiş, ünlü bilgin Darvin de. Hatta bir gün babası Darvin’e şöyle bağırmış öğretmenim.’’Fare kovalamaktan başkabir iş yaptığın yok, ailelimizin yüz karasısın’’.Dahi besteci ,Vagner, büyük ozan Baudelaire, ünlü hikayeci Edgar Allen Poe’da tembel,başarısız öğrencilermiş.Gelmiş,geçmiş romancıların en büyüğü olan Balzac için genç liğinde şöyle demişler’’Tembel,uyuşuk,dalgcının biri’’...Ünlü mimaelardan...

ÖĞRETMEN:Ne sonuca vardın evladım?

OSMAN:Öğrencilik yıllarımız bir birine bu kadar benzediğine göre , belki bende dahiyimdir...

1.OYUNCU:Şimdi..

DOKTOR:Söz sırası benim.

1.OYUNCU:Peki efendim.

DELİREN GENÇ: Doktor bey, sizi şöyle alayım.

(Doktoru şefkatle yana oturur.)

9.BÖLÜM

(1.Oyuncu,Oyuncu,2.Oyuncu,3.Oyuncu,Koro)

1.OYUNCU:Hey Allah,bu örnekleri vermemiz doğru olmadı galiba. Doktor Beyi kaybettik.

2.OYUNCU:Ama bunlar beğensek de beğenmesek de birer gerçek.

3.OYUNCU: Mesala bizim sanata, tarihe kültüre gerekli ilgiyi göstermediğimiz de bir gerçek.

4.OYUNCU: Ben gösteriyorum.

3.OYUNCU: Yapalım bir yarışma,anlayalım.

KORO: Evet.

10.BÖLÜM

(1.Oyuncu,3.Kız,3.Erkek,Doktor,7.Oyuncu)

1.OYUNCU:Arkadaşlar,genel kültür,sanat ve tarih yarışmasını açıyorum.(Üç kız ve üç erkek, yerlerini alırlar.)İlk soruyu kız arkadaşlara yöneltiyorum,hazır mısınız?

1.KIZ:Hazırız efendim

1.OYUNCU:Sorunuz şöyle,Washington kimdir?

1.KIZ:Çok kolay, cevap veriyorum,adıyla anılan portakal türünü bulmuştur.

1.OYUNCU:Yanlış.

(Erkekler gülerler.)

1.KIZ:Yoksa Washington şehirini mi bulmuştu?

1.ERKEK:Susunuz.Şimdi erkek arkadaşlarımızın ilk sorusunu soruyorum.Leonardo da Vinci kimdir?

1.ERKEK:Vinci icat eden adamdır

1.OYUNCU:Yanlış

1.ERKEK:Yaaaaaaaaa..

(Kızlar gülerler)

1.OYUNCU:Arkadaşlar dikkat edin lütfen. İkinci sorulara geçiyorum.(kızlara)Gandi kimdir?

1.KIZ:(Danıştıktan sonra.)Gandi,Gandi filmindeki ihtiyar ve sıska adamlar.

1.OYUNCU:Hayır

(Erkekler biraz daha hafif gülerler.)Size soruyorum, dikkatle dinleyin ve birdefada cevap verin.Realist,ne demektir?

1.ERKEK:(Danıştıktan sonra.)Real Madrit takımını kuran bir taraftara,kısaca Realist denir

1.OYUNCU:Olmadı.

1.ERKEK:Oooooo.....

(Kızlar da biraz daha hafif gülerler.)

1.OYUNCU:Üçüncü sorulara geçiyorum. Türkiye kaç coğrafi bölgeye ayrılır?

1.KIZ:(Danıştıktan sonra.)Cevap veriyoruz.Yedi.

1.OYUNCU:Bravo! Sayınız

1.KIZ:Sayıyoruz,1-2-3-4-5-6-7.

1.OYUNCU:Hayır!!Siz söyleyin. Sokrat kimdir?

1.ERKEK:(Danışır.)Cevap veriyoruz.Sokrat, Brezilya milli takımında oynayan bir futbolcunun adıdır.

1.OYUNCU:Hayır,artık bu seferki soruyu bilmenizi rica ediyorum.Namık Kemal kimdir?

1.KIZ:(danışır)Namık Kemal,Namık Kemal adını taşıyan okulların sahibidir.

1.OYUNCU:Yine hayır...Doktor beye sahip olun.Sıa bizde.Roma uygarlığına ait bir eser adı söyleyiniz.

1.ERKEK:Roma dondurması.

1.OYUNCU:Hayır.

2.ERKEKRomatizma.

1.OYUNCU:Hayır.

3.ERKEK:Aroma.

1.OYUNCU:Hayır.

1.ERKEK:Roman.

1.OYUNCU:Hayır.

3.ERKEK:Romanya.

1.OYUNCU:Hayır

2.ERKEK:Buldum,buldum.Romalı Perihan!!

(Doktor bey bayılır.)

1.OYUNCU:Doktor bey Romalı Perihan’a bayıldı(Seyircilere.)Elbette,hiç birimiz bu kadar ilgisiz ve bilgisiz değiliz. Müzikal töresince konuyu abarttık biraz.Ama eğri dans edip doğru konuşalım,sanat,tarihe,kültüre gereken önemi gösteriyor muyuz,yoksa biraz abur cubur,ıvır zıvır magazin bilgileriyle mi yetiniyoruz?Bence..

7.OYUNCU:Hop,hop,hop,Müzikal mi bu ders mi?

11.BÖLÜM

1.OYUNCU:Doğru...Öyleyse yine gençlik sorunlarına ya da sorunlu gençlere dönelim,yani kendimize gelelim..Şimdi,boş durmaktan bunalmış, yetenekli bir genci, iş ararken izleyecek siniz. Yani, beni!

(Adam, masada yerini alır.Delikanlı olanca enerjikliği ile girer.)

ADAM:Bir şey mi istiyorsun?

DELİKANLI:Evet.

ADAM:Söyle!

DELİKANLI:İş istiyorum.

ADAM:Ya?

DELİKANLI:Canıma yetti. Burama geldi.Yeter artık.İş istiyorum!

ADAM:Otur.

DELİKANLI:Oturamam.İş istiyorum.

ADAM:Anladım.Peki.Nasıl bir iş istiyorsun?

DELİKANLI:Fark etmez.Yeter ki şartlarımı uygun olsun! Tamam mı ?

ADAM:Tamam da...

DELİKANLI:Ama Ankara dışındaysa,kabul edemem!Neden?Çünkü,ailem burada,çevrem burada ağabey,berberim!Kafamı emanet edeceğim adam,kafama denk olmalı.Haksızmıyım?Sora,bak söyleyeyim,bir amirin emrinede girmem.Başıma buyruk olacaksın,ne ala..Neden mi?Çünkü evde babam,okulda müdür,kahvede patron,maçta hakem..yetti artık..Amirsiz memur olmaz diyorsan,beni ırgalamaz.O senin sorunun! Sonra,sabahdan akşama kadar hep aynı masada oturup kalamam.Ben vazo muyum ağabey ,yapma allah aşkına,hokka mıyım?Hareket çağındayız..(söyler.).. “yürüyelim arkadaşlar..lay lay lay lam! ‘’Israr edersem otururum tabii,otururum,otururum,otururum ama bir gün,gravvbommcuf,patlarım şerefsizim.Sorumluluk senin!Ona göre.Ben de yalan yok,sabahlarıda vaktinde gelemem.Neden? Çünkü ben,tavuk da değilim ağabey.Benim gece hayatım var.Yaşadığımı,sonuna kadar algılamadan,özümsemeden yatamam.Ben çağdaş bir insanım;yakışıklı cesed değilim! Niye yatayım?” Gencim,arzular kanında bir çağlayan !‘’Ha,şunu da hatırlatayım,Pazertesi,Çarşamba,Cuma günleri gelemem,antremanım var.Çünkü sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur.Bu konuda tartışmam!Çorba içmem,sebze yemem, midemi bulandırır,parçe etten nefret ederim.Kızma ağabey!Evdekiler de kızıyor ama,nafile!Benim için varsa pizza,yoksa lahmacun.ücrete gelince,boşgeç,paranın ne önemi var?Ama askeri ücretle çalışmam.Neden?Askeri ücreti,babamda verir;zavallı ekliyor,kenetliyor, veriyor da.Bir işe girdiğime göre,bir karım olmalı,değil mi ağabey,haksızmıyım?Sonra söylemedi deme,nasihata bozulurum,eleştiriye katlanamam,uyarı istemem.Bu kadarcık da kaprisim olsun artık,değilmi ağabey?Şunun şurasında,it gibi çalışacağız.E,ne diyorsun?

ADAM:Özür dilerim.Sana uygun bir işimiz yok!

DELİKANLI:Ne?Yok ha?Bana?Olaaamaaazzzz!...

BİR KIZ:Doktor bey!

DOKTOR:Geçiniz!

1 OYUNCU:Amacımız işizliği küçümsemek değil.Tövbe.Sadece bir tip sergilemek istedik.Şimdi,hatıra defteritutan iki genç insanı izliyoruz.

KIZ:(Kafa sesi.)Ahşu benim annem.hiç modaya uygun giyinmesini bikmiyor,utanıyorum.

ERKEK:(Kafa sesi.)Nilgün’ün anlesi ne kadar şık,ne kadar havalı..

ERKEK:(Kafa sesi.)Erol’a babası günde ....... lira harclık veriyormuş,vay bee, baba böyle olur.

KIZ:(Kafa sesi.)Evimiz ne kadar sönük...

ERKEK:(Kafa sesi.)Bir arabamız bile yok..

KIZ:(Kafa sesi.)Aaaaahhhhh, üç nokta.

ERKEK:(Kafa sesi.)Aaaaahhhh be, ünlem.

1.OYUNCU:Şimdi böyle düşünen arkadaşlarımızın,birkaç yıl sonra,ne diyeceklerini tahmin edebiliyorum.

KIZ:(Doğrudan.)Ah anneciğim,meğerse sen giymemiş, giydirmişsin.

ERKEK:(Doğrudan.)Ah be baba. Meğerse bana canımdan harçlık veriyor muşsun.

12.BÖLÜM

(1.Oyuncu,Anne,Deli Genç,Doktor)

1.OYUNCU:Şimdi,değeri geç anlaşılan annelerden birini izleyeceğiz,buyrun teyzeciğim.

ANNE:Teşekkür ederim.(Oturur.)

1.OYUNCU:Söz sizin efendim.

ANNE:Ne diyim,evlendim,iki oğlum,bir kızım oldu.Ev işlerim üzerimde,vızır vızır çalışıyorum.Yıllar rüzgâr gibi geçti, başladım bocalamaya.Sabah kalkıyorum,eyvah,bugün ne pişirmeli.Yezitlere sorarsan söylemezler,pişirsin yemezler,çıldıracam.Patates pişiririm, yine mi patates diye kavga çıkar.Kapuska mı, ööö,pırasa mı ,ıııı,yer elması,facia,mercimek cinayet,kereviz kıyamet, tavuk alırım hepsi buuut diye tuttururlar tavuk bu ayol kırkayak mı? Ama sononda dünyanın kaç bucak,tavuğunda kaç bacak olduğunu anladılar.Nasıl mı?

Delirdim de ondan.Anlatayım..Anneyim ya,ne hafta tatili var, yıllık izin..Doğur,besle,büyüt,okulayola,biçki,dikiş,ütü,çamaşır,sökkük,yemekyap,sofra kur,bulaşık yıka ,sil,süpür,yerleştir, hasta nazlandır,misafir ağırla,çiçegi sula ,alış verişe çık,kediyi doyur....Neyse.....Son nüfus sayımında gelen müdür işimi sordu,ben de ev kadınıyım dedim...Aaaa bir de ne göreyim Adam beni işsiz diye yazmıyor mu? Beni...İşsiz... Haa ha,ha,ha.İşte o an yüzüm kararmış,feleğim şaşmış, sayım suyum yok diye sokağa fırlamışım, paydos öyleyseee... Yandı gülüm keten helva.Çektim deli bayrağını o günden beri çok rahatım..

Şapkamı rica edeyim.

(Deli Genç annenin hunisini getirir,anne,huniyi başına koyar,Annenin hunisi tüylüdür.)

DELİ GENÇ:Teyze hanım sizi de böyle alayım.

ANNE:İzninizle.(Anne,doktor beyle deli gencin arasına oturur.)

13.BÖLÜM

(1.oyuncu,koro,spiker,doktor,anne,deli genç)

1.OYUNCU:Geldik müzikalin sonuna...

KORO:(olumsuz)Ooooooooooo.......

1.OYUNCU:Biraz daha devam edersek,hepimiz merkez stüdyolarını boylayacağız.

DELİLER:Yaahhh,heh,he.

1.OYUNCU:(Deliler köşesini gösterir)İzin verirseniz sözü toparlayayım.(Deliler telaşlanır.Sözcü deli,1.ye koşar.Kulağına heyacanla bir şey fısıldar;öteki deliler heyecanla beklemektedir.)

Arkadaşlar!Sayın delilerimiz,oyun bitmeden,biz akıllılara,kısa bir gösteri yapmak istiyorlarmış.Ne dersiniz?

BİRİ:Bizim yüzümüzden delirdiklerine göre......

ÖTEKİ:...Kabul edelim!

HEPSİ:Kabul!

1.OYUNCU:Öyleyse buyurun,sahne sizin!

(4 deli sahne ortsında sevinçle bir araya gelirler.)

SÖZCÜ DELİ:Sizler,eğlenmek için delileri taklit edersiniz ya.....

ANA DELİ:Biz de akıllıları taklit ederiz bazan!

BABA DELİ:Kızmayacaksın ama...!,

ANA DELİ:Ayol deliye kızılır mı?

OĞUL DELİ:Adama deli derler!

SÖZCÜ DELİ:Öyleyse başlıyor gösterimiz.Koyverin bizim dekoru!

(fanfan....yukarıdan flamalar,kurdeleler,çanlar vs.iner,oğul deli,önde,”düşünen adam “gibi oturuyor.)

BABA DELİ(şefkatle)Hanım,bu oğlan yine ne düşünüyor acaba?Üzülüyorum.Bir sor bakalım!

ANA DELİ(ölçülü) Sen sorsana hayatım.

BABA DELİ: (Samimi)Ben nasıl sorarım güzelim? Ben babayım yüz-göz olamam. Sor lütfen!

ANA DELİ:Oğlum ne’n var?

Oğul DELİ-(Ne sert ne yumuşak.) Sana

BABA DELİ(merakla)Ne dedi?

ANA DELİ:”Sana ne?”dedi.

BABA DELİ:(bozulur)Neeee?O benim canım,ciğerim,her şeyim oğlum bana nasıl”sana ne?”diyebilir?

ANA DELİ:”Sana ne?”diye sana demedim ki hayatım bana dedi!

B ABA DELİ:Onun sana”sana ne?”demesi,aslında bana “sana ne?” demektir.Öyleyse pekala,ben de ona “bana ne?”diyorum.

OĞUL DELİ:Ne dedi?

ANA DELİ:(söylemeye çalışarak)”Bana ne?”dedi.

OĞUL DELİ:Neeee?Sana”bana ne?”demekle,bana”sana ne?demek istiyor.Öyleyse ben de bundan böyle,”ona ne?”diyorum!

BABA DELİ:Ne oluyor?

ANA DELİ:(kesip atar)Aaaaa,bana ne!!

(üçü de bir başlarına kalırlar.)

SÖZCÜ DELİ:Yapmayın yahu yapmayın!Sizinki konuşmaksa,ben de boncuklu deli İbrahim’m.Kardeşim,oğlunla niye konuşmuyorsun?Konuşsan,kıyamet mi kopar.Tartış,azarla,kız amma konuş!Konuş ne olur!Hatları koparma!Sen oğlum?Ne sanıyorsun?Tarih seninle mi başladı,yoksa yumurtadan mı çıktın.İşte ana!işte baban!Konuş oğlum!Beğenme,benimseme,ama konuş!Düğmeni kapatma!Sen de bacım,söyleneceğine söyle!Konuş yani. Çekme perdeni!Ölümü öp konuş!Bir başlarına oturuyorlar işte bir arada!Kendi kendine konuşan bir deli bunlardan daha kalabalıktır.Şunların haline ağlamak geliyor içimden.Ağlayacağım valla!Ağlıyorum işte!akıllanmak işten değil!

ANA DELİ:Anlayana nokta.

(deliler,koronun fanlarını selamlar.1.oyuncu,gürültüyle durdurup,öne ilerler.)

1.OYUNCU:İzin verirseniz sözü toparlayayım.Amacımız ukalalık etmek değildi.Sürç-i lisan ettikse affola.Şakayla karışık hep şunu söylemeye çalıştık:

Aramızda diyaloğu kesmeyelim ve büyük YUNUS EMRE’NİN dediği gibi “Sevelim Sevilelim “

Derdimiz dileğimiz bu.Çünkü her derdin devası sevgi.